Social Icons

Pages

16 Mayıs 2014 Cuma

Ölüm Oyunu / Battle Royale The Novel by Koushun Takami YD Yorumları



 RKBT 5. Gündeyiz!

Renkli Kalemler Blog Tur'unda misafir Blogger olarak bulunuyorum.Blog Turunun 5. gününde Pegasus Yayınlarından çıkan Battle Royale / Ölüm Oyunu kitabının Yurtdışı Yorumlarını okuyacaksınız.

 Battle Royal / Ölüm Oyunu  yorumum ile 2 kişiye Ölüm Oyunu hediye ettiğimiz yarışmamız RKBT'nin 4. Gününde yayımladığım Battle Royale Yorumum kısmında olacaktır.


*( Yorumların alındığı siteleri ziyaret etmek isterseniz eğer; Goodreads, Amazon, Book Depository, Barnes & Noble, BetterWorldBooks )






C. Connolly
5 Stars

Battle Royale kitabına anında aşık oldum,o kadar çok ki hemen favori kitabım oluverdi.Şiddet derecesi oldukça yüksek olmasına rağmen,mekan ve karakterler inanılmaz derecede iyi yazılmış ve düşünülmüştü.Bu kitabı,hiç şüphesiz,gençlere karşı olan şiddetten korkmayan ya da üzülmeyenlere kesinlikle öneriyorum. 10/10





Joey Andres
5 Stars

Bu kitap 600 sayfalık belirsizlik ve dramayla dolu.Her sayfasını hızla okuyup diğer sayfaya geçmek için acele ediyorsunuz.Sizinde okurken aynı benim gibi hissedeceğinizi garanti ederim.Tavsiyemdir.




Veronica
5 Stars

Bu benim bugüne kadar okuduğum en iyi kitaplardan biri.Harika yazılmıştı.Koltuğun ucunda oturdum heyecandan.Takami insan duygularını nasıl kullanması gerektiğini ve onları nasıl gerçek hale getirebileceğini iyi biliyor.Böylesine bir romanı ortaya çıkarabilmek için mükemmel bir yazar olmak gerekir.
Battle Royale,hayatta kalmanın savaşı.Kime güvenebilirsiniz ki?




DeDe Flowers
5 Stars

Bu harika bir kitap! Aksiyonu yüksek ve çok da eğlenceli.Çevirisi mükemmel ve anlatım şekline de bayılacaksınız.Karakterleri gerçekten yakından tanıyabiliyorsunuz ve kendinizi o anki durumun içinde hayal edebiliyorsunuz.Tüm yaştan insanların okuyup beğenebileceği çok nadir kitaplardan Battle Royale.Oldukça vahşi ama,bunu da belirteyim.O yüzden mideniz bulanabilir,hazırlıklı olun.




Kat
5 Stars

Dürüst olmak gerekirse,başta biraz çekingendim.Elbette kitabın konusu kulağa harika geliyor,ama nasıl olacaktı da ben 42! karakteri (hemde Japonca isimlerin benim kafamı karıştırdığı göz önüne alınınca) hatırlayacaktım? İsimlerin yarım düzinesiyle bir süre sıkıntı yaşamadım da değil.
Neyse ilk sayfayı biraz korkuyla açtım.Anladım ki bu çabuk duygusallaşan insanlar için değilmiş.Takami hayalgücünü hiç sakınmıyor,ve bazı sahneler yoğunluğu ve derinliğiyle insanın çenesini düşürüyor,ama hikayenin kendisi Battle Royale'i sırf zeka gerektirmeyen kan banyosu kitaplardan ayırıyor.Hiç tahmin etmediğim dönüşler var kitapta ve sonuysa nefes kesici( ve hiç beklenmedik!).Size bu kitap hakkında daha fazla şey anlatmak isterdim,ama bu kitabı ana olayları anlatmadan yorumlaması zor.Eğer bu kitabı alabilecek durumdaysanız kesinlikle almalısınız.Birden fazla okuyacağınızı garanti ederim.Ben kesinlikle öyle yapacağım!



RKBT'nin diğer günlerinde neler olacağını merak ediyor ya da
önceki 4 gün neler olduğuna bakmak istiyorsanız işte size
Tur Takvmi;




15 Mayıs 2014 Perşembe

Ölüm Oyunu / Battle Royale The Novel By Koushun Takami Yorumu



RKBT'nin 4. Günündeyiz!
Yarın yayımlayacağım Yurtdışı Yorumları bölümüme de bakabilirsiniz...
YD Yorumları

  Kitaba ait yorumuma gelirsek;
Battle Royale / Ölüm Oyunu'nun konusunu ilk okuduğumda The Hunger Games / Açlık Oyunları'na çok benzetmiştim.Hatta onun Japon bir kopyası olduğunu düşünmüş, The Hunger Games'in büyük bir hayranı olarak yazarı Suzanne Collins'in yarattığı dünyaya hakaret gibi algılamıştım.

  Sonra kitabı okumaya başlamadan her zaman yağtığım gibi ilk ve son sayfalarına göz gezdirirken 'Yazar Hakkında' bölümünü okumaya başladım.Ve orada söylenene göre bu kitap bir Japonya dahil olmak üzere bir çok ülkede kült haline gelmiş bir kitap imiş meğer.

  Asya kültürlerine çok aşina olmadığım için buna oldukça şaşırmıştım.Kitabın filmi bile yapılmış yahu! Ayrıca The Hunger Games'in kopyası olma ihtimali de kitabın yayım tarihinin 1999 olduğunu okuduğumda elenmiş oldu.Hatta The Hunger Games'in bunun bir kopyası olma ihtimalini düşünmeye başladım.Belki de yazarı bu kitaptan esinlenmiştir?

  2000 yılında filmi dahi çıkmış olan bu 1996 da tamamlanmış ancak 1999 çıkış tarihli Battle Royale'ın 3 manga serisi de bulunyormuş.İlgililere duyrulur ;)

  Yorumuma gelecek olursak eğer,kitaptan oldukça hoşlandığımı itiraf etmekle başlamalıyım.Neden itiraf etmek dedim,çünkü şahsen çok büyük bir Asya hayranı değilim.Herhangi bir konuda.Romanlarına,dizilerine,filmlerine ya da mangaya karşı bir beğenim yoktur.Bu şimdilerde çoğu kişiye tuhaf gelse de açıkçası ben yakın zamanda patlama yaşayan Asya toplumuna karşı saygılı olsam da hayranlık duymuyorum.Ama yine itiraf ediyorum ki en iyi korku filmlerini onların yaptığını düşünüyorum.Nedendir bilmem ama sanırım tiplerine gidiyor :D


  Aslen kitaba ilk iyi gözle bakmama sebep olan şey Stephen King'in alıtısı oldu.Kitap hakkında "Ölüm Oyunu,delicesine keyifli ve dehşet dolu bir nükte.Belki de başlı başına delicedir." demiş.Ve sonuna kadar da haklı buldum kitabı bitirince.Stephen King her zaman haklıdır ;)

  Lafın kısası kitabı okumaya başlamadan önce biraz gözüm korkmuştu diyebilirim.Özellikle de ilk sayfalarında yer alan 'Şiroiva Lisesi 1-B Sınıfı Öğrencci Listesi'ni gördüğümde dehşete kapıldım.Neden mi? O isimleri siz de okusanız siz de dehşete düşerdiniz herhalde.Hepsi birbirinin kopyası gibi! Dedim "Eyvahlar olsun.Ben bu kitabı okurken kim kimdir nasıl hatırlayacağım?!"
Ne demek istediğimi daha net anlayabilmeniz için size listedeki KIZLAR bölümünden iki kişinin adını yazacağım.

Yukiko Kitano / Yumiko Kusaka 

Wow....

  Neyse lafı uzattım yine ama.Yani kısaca kitap korkularımın üstünde çıktı.Okurken heyecanlandım,hatta bazen tırnaklarımı yedim.İsim konusunu da bir süre sonra aşıyormuş insan onu da öğrendim. :)

  21 kız 21 erkeğin kapana kısıldığı o yerde kendimi onlardan biri gibi hissettim.Bunu çok iyi başarmış Takami.İnsanı anlatımıyla tamamen başka bir dünyaya taşıyor.42 adet öğrencinin her birini iyi işlemiş yazar.Bunu yapabilmek her yiğidin harcı değildir yani.Türü Young Adult olarak geçiyor ama bence bu türden çok daha ötede bir roman Battle Royale.Tüm a 'Teenage Drama'sından uzakta,korkusuz bir roman olmuş.Karakterlerin hepsinin genç olmasına aldırış etmeden her yaştan okuyucuya açık bir hikaye yararmış Takami.Hakkını vererek yazmış açıkçası.Okuduğum her sayfada The Hunger Games'ten uzaklaştı gözümde.Çünkü Battle Royale kanın korkusuzca aktığı,vahşetin tadını damağınızda hissedebildiğiniz dehşet dolu bir roman.Ancak bunu aptal bir kan romanı ile karıştırmayın kesinlikle.Konuyu bu vahşetle birleştirmek bir ustalık.Ve vahşeti insana yedirmeyi bilmiş,tabiri caizse.

  Olayların gidişatı kadar konunun odaklandığı noktalar ve o şaşkınlık veren dönüşler,şaşırtmacalar insanı 'Bu kitap dahiyane değil de nedir?' diyerek bırakıyor.Midesi kaldıranlara bir başyapıt sunuyor Takami.Bu romanın kült olmasına şaşmamalı.

  Yazara ait okuduğum ilk roman ancak son olmayacak kesinlikle.Sanırım Battle Royal serisi olarak 15'e yakın romanı var.Elimden geldiğince hepsini okumaya çalışacağım.En kısa zamanda da filmini izlemem gerek diye düşünüyorum.

Şimdi de bu romana sahip olabilme şansını yakalayabilmeniz için 'YARIŞMA'mıza geçelim.

2 Şanslı kişiye Pegasus Yayınları'ndan Koushun Takami'nin Ölüm Oyunu Romanını hediye ediyoruz.


a Rafflecopter giveaway

Ölüm Oyunu / Battle Royale The Novel By Koushun Takami

Tür: Dystopia, Young Adult, Korku, Gerilim
Goodreads Puanı: 4.22 
Orijinal Adı: Batoru Rowaiaru
İngilizce Adı: Battle Royale
Sayfa Sayısı: 624
Baskı Yılı: 2014
Çeviri: Müge Kocaman Özçelik
Yayınevi: Pegasus Yayınları

 Varoluş ile vicdanın mücadelesi:
Bir adaya hapsedilmiş
21 kız ve 21 erkek öğrenci.
Şiddet dolu, kâbus gibi bir oyun.
Onlarca silah, psikolojik bir savaş ve tek bir kazanan…

Totaliter Büyük Doğu Asya Cumhuriyeti, halkı baskı altında tutmak için her sene acımasız bir askerî program düzenlemektedir. Bu doğrultuda ıssız bir adaya götürülen lise öğrencilerine rastgele silahlar verilmekte ve kuralları çiğnediklerinde patlayan tasmalarla, geriye tek kişi kalana kadar birbirleriyle mücadele etmeleri beklenmektedir…

Modern Japon edebiyatının klasikleşmiş eserlerinden sayılan ve aman vermez günümüz dünyasında hayatta kalmanın anlamına dair çok güçlü bir alegori olan Ölüm Oyunu, şiddet kavramını baş döndürücü bir gerilimle işliyor. 

“Ölüm Oyunu, delicesine keyifli ve dehşet dolu bir nükte. Belki de başlı başına delicedir.” 
Stephen King

20 Mart 2014 Perşembe

Evvel Sevda İçinde



Neredeyse her şiirinde altını çizecek bir kelime,bir cümle buldum okurken. Bu çok nadirdir,arkadaşlar,inanmayın her şiirin okunası yahut dinlenesi olduğuna.Şahsen ben inanmayanlardanım.

İbrahim beyin yazdığı bazı şiirleri gerçekten favorilerime ekledim ve en kısa sürede şiiri seven bir kaç dostumla da paylaşacağım.Aslen şiiri seven ancak kitaplığımda çok da şiir kitabı olmayan bir okuyucuyumdur,malesef.

Zaten bir çoğunuz da biliyordur,bu blog-sayfa işlerinden elimi eteğimi çekmek niyetindeyim.O nedenle okuduğum çoğu kitabın yorumunu-eleştirisini paylaşmıyorum çok zamandır.Bunu paylaşmak istedim ama nedense.Sanırım şiir olduğu için özel geldi bana ve sizler de bilin istedim.

Kitabın içinde bulunan bazı şiilerden beğendiğim bazı mısraları alıntı olarak koymayı da ihmal etmeyeceğim elbet.Belki içinizde şiir kitabı okumamış olanlarınız vardır.

Varsa eğer,ben derim ki az dozda başlayın çünkü bazen sarhoş etkisi yaratabiliyor insanlarda.Ve bence birinin ilk kez maruz kaldığı bir şeyi hazmetmesi için ona kaşık kaşık değil de küçük küçük verilmeli.

O nedenle şimdi size kitaptaki şiirlerden parça parça mısralar paylaşacağım...


GECİKMİŞ BİR PUSULAYA PASLANMIŞ BİRKAÇ KIRIK SÖZ

 "Kendine yabancı herkes tanışsın kendisiyle" demişsin,
kelamını aldım.
 Her şey yaşlanıyor,yalnızlık kalıyor geriye.
 Bana şunu öğretti ki hayat
-kimse tek başına güzel değil-
 Hüzün dedikleri potansiyel bir fahişe
 baban bile böylesini görmemiştir.


ŞAİRLER BAHŞİŞ ALMAZ

Yolunu şaşırdı
yağmur ve insan
Sevgili yaradan
Eskiden senden gelen yağmur
şimdi Balkanlardan geliyor.
Gözünü dört aç insanlar şaşıyor


SEN TURNA GEÇİDİ BEN UÇKUN

Her yaşanmışlığı curcuna ömrümüzün
ve herkes kendi sirkinin baş soytarısı
yazık
gülümsediğim her şey telef oluyor

Sanırım
Saksıda ağaç yetiştirmek benim yaptığım
sadece bu olsa iyi
bir de meyve versin istiyorum

Sahi o kadar belli mi seni sevdiğim
Ben belli etmem sanıyordum


BEN,BAHTIM VE TUTARLI GÖKKUŞAĞI

Ömrüme dağ olmayacaksan
yamacımda kırlangıç ol
Keklik ol
Keklik ol
Gafil olma
Ben bu aşkı üşüdüğüm için mi ateşe attım
Tanrı aşkına


KİRLİ AŞK BU

Kaçan mı kovalayandır
kovalayan mı kaçar
Yakalayan var mı
Geri dönmüyorsa
hiç evet demiyorsa
ve ücretsiz sevişmiyorsa hayat
yeterince orospudur artık

Kapını çalsam
yüreğini çalacağım demektir
Yüreğini çalarsam
beni ele verme



Bu ve bunun gibi güzel betimlemelerle yazılmış anlamlı şiirler var kitapta.Gönlüm istedi ki hepsini yazayım ancak alıp okuyun da istiyorum bir yandan.

O nedenle küçücük bir bal çaldım ağzınıza.Tadı damağınızda kalsın ki fazlasını isteyebilesiniz...

5 Ocak 2014 Pazar

Vefa Enver Pembeleri!


Çok sevdiğimiz ve ısrarla takip ettiğimiz Vefa Enver Ephesus Yayınları'nda çıkıyor bu sefer karşımıza.

"Çocuk da Yapamadım Kariyer de" ve "Bunu Sen İstedin" başka bir yayınevinden daha önce çıkmıştı hatırladığım kadarıyla ama bu kapaklar bence kitabı halihazırda elinde olanlar için bile yeniden almayı düşündürtecek kadar çekici!


Şimdi serinin tanıtımına geçelim;
 
 
Çocuk da Yapamadım Kariyer de

Yazarın Adı: Vefa Enver




Editör: Güven Akgün

Kapak Tasarım: Özer Çevikel

Türü: Romantik Komedi

Ebat: 135 x 210

Sayfa Sayısı: 400

Baskı: Aralık,2013


FİYAT: 18 TL




Bunu Sen İstedin

Yazarın Adı: Vefa Enver

Editör: Güven Akgün

Kapak Tasarım: Özer Çevikel

Türü: Romantik Komedi

Ebat: 135 x 210

Sayfa Sayısı: 440

Baskı: Aralık,2013


FİYAT: 20 TL



Neyse Ki Çocuk Yaptım

Yazarın Adı: Vefa Enver

Editör: Güven Akgün

Kapak Tasarım: Özer Çevikel

Türü: Romantik Komedi

Ebat: 135 x 210

Sayfa Sayısı: 304

Baskı: Aralık,2013


FİYAT: 18 TL

TANRIÇANIN SAVAŞI


Tanrıça kitabı çok severek okumuştum.Ancak bu kitabı sanki ilkinden daha çok beğendim ne yalan söyleyeyim.Aimée Carter aslında çok güzel bir konu bulmuş.Hayal gücü eğlendirici.Yazarın zaten tarzı asıl hoşuma giden.Bazen dilinin akıcı olmayışıyla ilgili yorumlar olsa da aslında bir süre sonra alışıyorsunuz ve farkına bile varmıyorsunuz.

Serinin ve kitabın konusuna çok fazla değinmeyeceğim.Zaten seriyi bilenler,takip edenlerin buna pek ihtiyacı olduğunu sanmıyorum.Çok bilindik bir deri oldu Tanrıça serisi.Aslen bazen çok daha iyi kitapların hiç duyulmadığını,yalnızca belirli bir kesim tarafından bilindiğini fark ediyorum.Çokca bilinen ve okunan bazı kitapların aslında hiç bir özelliği olmadığını hatta ve hatta bilakis söylenenden çok daha kötü olduğunu gördüm.Ama bu seri onlardan değil.Bence popülerliğinin hakkını veriyor.Aimee Carter yazar olarak insanı doyuruyor bence.Beğenip beğenmemek elbette ki görüşe bağlıdır,kişisel zevke.Ama bu seri ve seri içerisindeki özellikle bu kitap tüm kesimin hoşuna gidebilecek bir kitap diye düşünüyorum ben.

Umarım en kısa zamanda kütüphanenize ekleyip keyifle okuyabilirsiniz.Kesinlikle tavsiyedir.

PROVİDENCE ÜÇLEMESİ 1: Araf

*Yorumum Spoiler içerir.Buna hazırlanarak okumaya başlayın ;)*

 Bu kadın nasıl aşık erkek yazacağını biliyor arkadaş!

Önce Travis şimdi de Jared ! Ahh ahh! Zaten beyaz atlı prensinin hayalini kuran bir kız olarak bu yazar kesinlikle hayallerimin çıtasını yükseltti.

"Seni durmadan izleyip,hayatı boyunca neredeyse sana aşık olan bir yarı koruyucu meleğin varsa insan daha ne istesin hayattan be!" diye diye ağladım kitabı okurken.Derdime yandım...Arada sırada gerçek olmasını ümit edip sağıma soluma bakınmadım da değil hani :D

 Çığlıklarıma başlamadan önce kitabın kapağı ve ayracı hakkında bir kaç şey söyleyeyim istiyorum.Öncelikle kapak aslen kitabın kendisiyle pek uyumlu olmasa da,çok güzel görünüyor bence.Bu kesin.Ama ayraç muhteşem tatlı! Benim ayracım gelmedi ancak ne yapıp edip elime bir tanesini geçirmeye bakıyorum. :D

 Bu yayınevinin ayraçları kitaplarınınn ilk sayfalarındaki süslemeler harikulade! Hepsi birbirinden ayrıntılı ve harika.Ellerinize sağlık diyorum buradan...Tüm yayınevlerinin biz okurlar olarak ayırdığı bir özelliği vardır içlerimizde.Sanırım Yabancı Yayınlarının da bu oldu,en azından benim için :)


 Kitap başından beni ele geçirdi.Ortalarına doğru artık Jared onu sevdiğini itiraf edince resmen kıskançlıktan çatladım.Eleştirilerime geçmeden önce beğendiğim yanlarından bahsetmek istiyorum.

  Öncelikle karakterler gerçekten güzeldi.Jared'ın kız kardeşi Claire başlı başına bir iltifat konusu. :D
O kıza bayıldım! Ana karakter Nina'dan çok daha fazla sevdim onun o kızgın hallerini.

  Sonra Jared.Ahh o Jared! Aşık çocuk dediğin böyle olur.Okuyun anlarsınız.Tamam spoiler var dedim ama Jared'dan konuşmaya başladım mı susamayacağım gibi geliyor.O nedenle ona buradan bir öpücük atarak hızla geçiyorum.

  Ryan da ayrı bir salak.Çok tatlılıkları vardı o ayrı ama.Özellikle Nina ile reklam repliklerini söyledikleri yere bittim.Süper komik ve enteresan olmuş.Yazarı tebrik etmek gerek.Ama kızın Jared'a olan duygularını bir erkek bu kadar görmezden gelebilirdi yani.Kıza utanmasa "O herifin evinde ne işin var senin?" falan diyecek sandım bir ara.Kafasında onun erkek arkadaşı olduğunu o denli özümsemiş çocuk. :D

  Ders esnasında ona bir not yazmıştı,o çok tatlı ve komikti.Aynı zamanda ne denli Jared / Nina ilişkisini kıskandığını da açıkça belirtiyor bence.Anlatmak istediğimi hemen anlayacaksınız.

"Benimle öğle yemeği yer misin?(bir tanesini işaretle)
1. Seninle oturursam iştahımı kaybederim
2. Kocamla çoktan plan yaptık
3. Elbette,slogan pratiği yapmam gerek."


 Yazarın aşk adamları yazma konusunda doğuştan bir yeteneği olduğu doğru,ancak kitaplarında bazen bir kaç kopukluk yaşatıyor okuyucuya.Bu diğer iki kitabında da olmuştu bende.Çeviride sıkıntı var desem,onu da sanmıyorum.Duygusal olrak okurken birden bir karmaşıklık yaşıyorsunuz bazen JAMİE'nin kitaplarında.Bunu acilen düzeltmesi gerek.Sanırım yazara mesaj atacağım ;)

 Ama sonuç olarak devam kitabı olduğu için sevinçten çığlık attığım ve okumak için içimin pır pır ettiği bir kitap ARAF.Kesinlikle ama kesinlikle tavsiyemdir...

10 Aralık 2013 Salı

Gece Okumayın! :) Baba Dışarıda Bir Melek Var!

 Fikret Topallı'yı ilk okuyuşumdu bu.Aslen bildiğiniz üzere pek de Türk yazar okumam ben.Nedense yabancıların anlatım şekli beni daha çok içine çeker.

 Ancak bu kitabın konusu daha okumadan beni meraklandırmıştı açıkçası.Zaten 'URBAN LEGENDS' yani 'Şehir Efsaneleri'ne oldukça büyük bir ilgim vardır.

 Kapağın üzerinde 'Türkiye Ve Dünyadan Şehir Efsaneleri' yazdığını gördüğümde açıkçası çok meraklandım ve hemen kitabı açıp okumaya koyuldum.


 Kitap küçük küçük şehir hikayelerinden oluşuyor beklediğiniz üzere elbette.Kitapta bildiğim ve bilmediğim bir dolu şehir efsanesi haline gelmiş hikaye vardı.Açıkçası benim içim cennet gibiydi.Okurken de hem çok eğlendim,hem de bazen ürktüm.En çok da Türk Şehir Efsanelerinden biri olan cinli bir hamam hikayesi vardı ki beni benden aldı.

  Zaten hamam falan pek sevmem,gitmem de ama hele de bundan sonra tövbeler olsun. :D

 Dünyadan anlatılan şehir efsanelerinde bildiğim bir kaç tane vardı ancak böyle gerçeğe dayalı ve neden şehir efsanesine dönüştüğüyle ilgili bilgi verilerek yazılan okuduğum ilk kitaptı bu kitap.Öyle "Zaten bilindik üç beş hikayeyi yazmış,kitap olarak satmış." şeklinde sakın ha düşünmeyin. "Ben çoğunu biliyorum zaten." diye de.Bildiklerinizin kökünün nereden geldiğini öğrenebiliyorsunuz bu kitapta.Olayın yaşandığı mekanların yahut olayın kendisinin neden böylesine herkesin bildiği bir olaya dönüştüğünü de güzelce açıklıyor yazar.O nedenle ciddi anlamda beğendiğim bir kitap oldu.Açıkçası okuması da bir hayli zevkli.


  Bir gecede yalayıp yutuveriyor insan.Değerli bir arkadaşım olan Şefika bana "Bak bunu gece okuma,korkarsın sonra." demişti.Ben de salak gibi "Yok ya be öyle şeylerden korkmam." demiştim.Oysa cidden ürkütücü olabilen bir kitap.O nedenle ben de size buradan aynı tavsiyeyi veriyorum şimdi.Gece okumayın :D

 

 Yani kısacası yepyeni hikayeler öğreneceğiniz,eğlenceli bir okumalık 'Baba Dışarıda Bir Melek Var!'

 İçerisinde Türkiye'den de oldukça enteresan ve itiraf etmem gerkirse hiç duymadığım bir çok şehir efsanesi vardı.Aileme de okudum bir çoğunu ve hepsi "Vaaaay... Voooovv..." gibi tepkiler verdi.Şimdi bir düşündüm de aile ile birlikte okunabilecek bir kitap bu ayrıca.HEp birlikte kaliteli ve oldukça enteresan bir zaman geçirmek için harika bir kitap.

  Her zaman olduğu gibi kapak tasarımı ve ayraca değinmeden bu yazıyı bitiremeyeceğim.O nasıl bir ayraçtır öylee?! BA-YIL-DIM!



  Diğer korku romanlarımı (ki bende tonla var :D) okurken hep onu kullanacağım artık.Çook başarılı.Ciddi anlamda beğendim.Kitabı tamamlamış bence.

  Ve kitabın iç tasarımındaki kanlı eller dış tasarımı ile süper bir uyum içerisinde insanın gözüne çok  hoş geliyor.Yazım hatası bulamadım bile.Çok başarılı bir basım olmuş.
 Yabancı Yayınları'nı tebrik ederim.

Sizlere de iyi okumalar dilerim.

25 Kasım 2013 Pazartesi

Çekiliş haberi

Bir yarışma duyurusu yapmak istiyorum.

Kitap Tutkusu isimli blogger bir yarışma başlatmış.Ben şahsen hediye edeceği seriyi çok merak ediyordum.Siz de katılmak istersiniz diye linkini paylaşıyorum.


Kitap Tutkusu Çekilişi

16 Ekim 2013 Çarşamba

FMArsal Beni Bırakma


Ve Fatih Murat Arsal'dan bir şaheser daha!
Türk yazarlarda bir türlü yakalayamadığım o duyguyu verebilmiş ilk kişidir kendileri.

Sayfaları nasıl çevirdiğimi hatırlamıyorum bile.Aldım,okudum ve bitti.Hemencecik. :(

Yazarın anlatım diline aşinalığım var zaten diyorum her defasında kendime ve bir diğer romanını okurken öceki kadar heyecanlanmayacağımı,şaşaırmayacağımı ya da tat alamayacağımı düşünüyorum.Ve hep yanılıyorum.
 FMArsal okurken hikayenin varış noktası hep bellidir.Normalde bunu herhangi bir şey için sinir bozucu bulurum.
Mesela sonunu tahmin edebildiğim filmleri izlemeyi sevmemek gibi ya da klişe duruma geldiği anda o diziden vaz geçmek.
Hele de kitaplarda bu konu daha da vurucu oluyor.Çünkü insan okurken hayal gücü de geliştiği için -özellikle de benim kadar çok okuyan biriyseniz- belirli şeylere aşina olduğunuzdan artık hissedemiyor oluyorsunuz.Ne olaylar gözünüzde canlanıyor ne de ana karakterin yakışıklılığını içinizi çeke çeke,duraksayıp hayal ede ede,sindire sindire okuyabiliyorsunuz.Ancak bu şaşırtıcı bir şekilde Fatih Bey'de gerçekleşmedi.Belki de yazara ve kitaplarına olan bağlılığım da bu yüzden.


KElimeleri nasıl kullanması gerektiğini bilen bir yazardan bir şeyler okumak güzeldi.Türk erkeğini gözümde çekici kıldı resmen :D

Özellikle bu kitabı çok sevdim.Hikaye hep olduğu gibi akıcı bir şekilde ilerliyor.Kızımız başkasına aşık hatta ondan hamile! (Spoiler!) En azından olduğunu sanıyor.Gerçi bunun için bir spoiler'a bile ihtiyacımız olduğundan emin değilim.Çünkü FMArsal hikayelerinde erkeklerimizin karşılarına çıkan kızlar daima bakire oluyorlar. 

Neyse.Oğlumuz Akın ise hapisaneden çıkar çıkmaz bu hamile güzel kadın ile tanışıyor.Birlikte yolculuk etmek zorunda kalıyorlar.Ve her zaman olduğu gibi FMArsal erkeğine bizim gibi karşı koyamayan zavallı Gamze ise Akın'ımıza aşık oluyor.Ee kız da haklı tabi.İnanın kitabı okurken tanışacağınız Akın da öyle aşık olunmayacak gibi değil hani. :)

Sonuç olarak önerdiğim kitaplardan biri arasına elbetteki girdi.Kapak tasarımından da bahsetmeden bitirmek istemiyroum gerçi.Çünkü gerçekten beğendim.Kitabın kendisini yansıtmayı başaran bir kapak olmuş ki bu kolay değil biliyorum.Ve öyle her kitapta da rastlanmıyor açıkçası.O nedenle Ephesus'u da kutluyorum.

 Ve işte o kapağın tamamı;
Sizce de başarılı değil mi ama? :)

30 Eylül 2013 Pazartesi

İşte Beklenen Son! FMArsal'dan Beklenen 'YALNIZ GÖZLERİN İÇİN'


Ahhh tanrım bu yazar beni öldürecek!
Artık bildiğiniz üzere FMArsal'ın uzuun zamandır takipçisiyim.Daha kitapları çıkmadan önce e-booklarını okuyarak başlamıştım herşeye.Yazarın kendisi ve kitapları benim bir nevi sıfır noktamdır anlayacağınız.
Tüm hikayelerini okumuştum hatta bazı sözleri ezberimdedir bile.
Ancak bir türlü Tahir ile Güney'in kitabı çıkmamıştı.Yazar uzun bir süre bu kitap üzerinde uğraştı.Biz de hayranlar olarak bekle,bekle kuruduk.
Ama işte sonunda almış ve okumuş bulunuyorum.İnanın elime ilk aldığımda zafer çığlığı bile basmıştım. :D
 Kitap uzun süre beklememiz şerefine tadını iyice alabileceğimiz kadar uzundu Allahtan.Ama malesef çok kısa bir sürede bitirdim.Yavaş yavaş okuyacağıma dair kendime söz vermiştim oysaki.Ama kitap bu denli iyi olunca bitiveriyor işte.Kapak da ayrı bir konu.İnsanın gözü kaydıkça açıp okumaya teşvik ediyor insanı adeta.Ephesus'u bbu konuda tebrik ederim.Çok uyumlu ve göze hitap eden bir kapakla sunmuşlar kitabı.
Bu kitap adeta bir serinin sonu gibiydi.Hep okuduğumuz ve tanıdığımız Tahir ile Güneyle birlikte bir devrin de sonu gibiydi.Onları e-book olan ve kitap halindeki hikayelerde sık sık okumuştuk.Aralarında bir şey yokuş gibiydiler hep.Ama meğerse adiler saman altından su yürütmüşler.Ah ah,oTahir yok mu! Hep diğer hikayelerde karşılaştığımızda birbirlerine karşı bir resmilerdi.Ama bu kitabın her bir sayfasında bunun yalnızca bir maske olduğu ortaya çıkmaz mı?? 
Bazı okuyucu arkadaşlarımdan diğer kitaplar kadar iyi olmadığını duymuştum halbuki ben çok keyif alarak okudum.Uzun olduğu ve birbirlerine olan aşklarının açıklanışı da bu nedenle uzun sürdüüğü için öyle gelmiş olmalı diğerlerine ama ben zaten böyle bir şey olmasını bekliyordum.
İlk olarak kitabın sayfa sayısı ve Fatih beyin hikayeyi anlatış şeklini göz önüne almak gerek zaten.Yazarımız her daim aşk itiraflarını en sona bırakır.Bazı yönlerden oldukça tahmin edilebilir bir anlatımı var.Ama biz de bunu bilerek sevmiyor muyuz hikayelerini? :)
Sonra bir de bu ikilinin diğer hikayelerin hemen hemen hepsinde boy göstermiş olması var.Son kitap olarak böyle bir şanssızlığa sahip.O nedenle her kitabın konularının bu kitaba katılması gerekmiş.Ama bence bu daha da iyi olmuş ya.Bir nevi anı yağmuru gibiydi.Bölümleri okurken "ah ah bak biz burada onlar hakkında ne düşünmüştük aslında şöyleymiş" gibi yorumlar yaparak gülümsedim hep.
Yani uzun lafın kısası,beklediğim gibi Harikaydı!
Söylemekten dilimde tüy bittiği için artık FMArsal okumayanın kalmamış olduğunu varsayıyorum.Bu son hikayeyi okumayı da geciktirmeyin.Umarım Fatih Bey yeni bir seriyle yine,yeni,yeniden karşımızda olsun :))




Bailey Yola Kaldığı Yerden Devam Ediyor!


BookS N BookS takipçilerim okunacaklar listenizde yer açın.Çünkü Bailey geri döndü!

W. Bruce Cameron 'Can Dostum' kitabı ile kesinlikle kalbimi 
kazanmıştı.Okuyanların benimle aynı fikirde olduklarına eminim.

Bir kitap öncekinden daha iyi olabilir miydi bilmiyorum ama Cn Dostumun Yolculuğu da Can Dostum da bende ayrı ayrı özel yerlere sahip oldular.
İlk kitapta hayat amacının ne olduğunu çözmeye çalışan ve bunu bulmak için bir çok hayat yaşayan bir köpekti Bailey.Ethan ile karşılaştığında ve onu sevdiğinde hayat amacına eriştiğini düşünmüştü ve kaybettiğinde de onu arayıp bulmuştu bu tatlı,zeki köpek.

Önceki kitapta Ethan öldüğünde ikinci bir kitabın olmayacağını düşünmüştüm.Yani ben de Bailey gibi sona ulaştığımıza inanmıştım.İkinci kitap elime ulaştığında kapağını açıp yeni maceranın ne olduğunu görmek için sabırsızlanmıştım.

Bailey'i yeniden okuduğumu,hatta neredeyse kaldığım yerden ben de onunla hayata devam ettiğimi fark ettiğimde çocuksu bir sevinç sardı içimi.Açıkçası ona doyamamıştım :) İyi geldi.
 
Bu kitapta CJ'i çok sevdim.Harika bir karakterdi gerçekten.Okuyunca beni daha iyi anlayacaksınız eminim.Ethan kadar sevebileceğimi sanmıyordum başlarda ama sanırım sonuna doğru daha fazla sevdim.

Daha çok kedi seven bir insan olmama rağmen bu yazar bana bir köpek aldıracak herhalde. :D
 Okuyun,okuyun,okuyun diyorum.Çok keyifli bir yoldaşla çok keyifli bir yolculuğa çıkacaksınız.Kaçıranlar adına içtenlikle üzüleceğinizden emin olabilirsiniz.Ben üzülüyorum...


23 Eylül 2013 Pazartesi

YARIŞMA SONUÇLARI


Merhabalar!

22.09.2013 tarihinde sonlanan yarışmamızı bugün açıklıyorum.

YARIŞMA

Katılımdan dolayı herkese çok teşekkür ederim.

Çok sevdiğim bir yazarın çok sediğim bir kitabını hediye etmekten ben de en az katılımcılar kadar zevk duydum.

Umarım okurken çok eğlenirsiniz.Aslında inanın eğleneceğinizden eminim :)

Veee işte kazananımız;
Kaichou^^

Kendisini tebrik ederim.Keyifli okumalar diliyorum.

17 Eylül 2013 Salı

YARIŞMA!




Evet! İlk Blog Yarışmamı Başlatmış Bulunuyorum :)

Bu açılışı böylesine sevdiğim bir yazarın böylesine sevdiğim bir kitabıyla yapmış olmak ise ayrı bir sevinç.

Lafı uzatmadan yarışma kurallarına yani kazanma şansı yakalamak için neler yapmanız gerektiğine geleceğim.

Ama öncelikle yarışmamız 17.09.2013 tarihinde Başlamış olup 22.09.2013 tarihinde Son Bulacağını belirtmek istiyorum.Kazanan talihli blog ve sayfamız üzerinden duyurulacaktır.

İşte bunların tamamını yaptığınızda çekilişe dahil olacaksınız;

  • Bu gönderiyi Facebookta ve Twitterda duyurmanız gerek,
  • Bu gönderiyi Google+ üzerinden paylaşmanız gerek,
  • Paylaştığınız linkleri bu gönderinin altına Blogumu Takip Ettiğiniz İsminiz ve Size Ulaşabileceğim bir mail adresi ile birlikte yazmanız gerek,
 Herkese İyi Şanslar ;)

12 Eylül 2013 Perşembe

Facebook'ta YARIŞMA!



Facebook Sayfamızda yarışma başlattım arkadaşlar.En kısa sürede Blogumun da ilk yarışmasıyla karşınızda olacağım.Ancak Yabancı Yayınlarından 'Ayaklı Bela' kitabını isteyen varsa kesinlikle Facebook sayfamıza gitmeli ve katılmalı derim ben.

Yarışma şartlarını bulacağınız ve kazanma şansına erişebileceğiniz link işte bu ;)
https://www.facebook.com/photo.php?fbid=298928700248723&set=a.117520345056227.20720.114941528647442&type=1&theater


Tutkulu Notalar / Sert Rock !



Olivia Cunning'in Günahkarlar Sahnede serisinin Tutkulu Notalar kitabı ile Aşk,Seks ve Rock'N'Roll 'a giriş yapmıştık.

Yapılan her yorumda övülen ve iyi eleştiriler alan serinin ilk kitabı göz doldurmuştu.

Şimdi asıl habere geçelim.Ephesus Yayınlarından çıkan serinin ikinci kitabı çıktı!


Görseli ilk kitabıyla uyumlu bir şekilde tasarlanmış olan ikinci kitap kapağıyla beğenileri topladı.
Yorumuyla da en kısa zamanda sizlerle olacağım elbette.Ama önce harika tasarımıyla bayıldığım,mor rengin ağırlıkta olduğu ikinci kapağı paylaşıyorum sizlerle.

                          

FMArsal Hikayelerinden Biri Daha Kitap Oldu!

Bilmeyenleriniz için FMArsal'ı biraz tanıtayım istiyorum.
Fatih Murat Arsal benim okuduğum ilk Türk yazalardan biridir.Kendisi bu kitap eleştirileri işlerine girmeme de bir nevi vesile olmuştur aslında.
İlk olarak Facebook üzerinden bir sayfada hikayelerini okumaya başlamıştım.Bir çok hikayesi vardı.Ve hepsi de birbirinden harikaydı.İsteyenler olabilir diye e-booklarına ulaşabileceğiniz sitenin linkini vereceğim merak etmeyin :)


Bu e-bookların yanı sıra bir adet de kitabı vardı o zamanlar.'Nefretten Sonra'.Ardından 'Seni Sevmek İstemedim' kitabı çıktı.Ve son olarak (serinin sonu olarak) 'Yalnız Gözlerin İçin' kitabı kalmıştı.Bu sıralarda Fatih eby Ephesus Yayınları ile anlaştı.Ve Ephesus yalnızca 'Yalnız Gözlerin İçin' kitabını çıkartmakla kalmadı bir de diğer kitapların yeni edisyonlarını bastı.

Ve şimdi asıl konuya dönecek olursam eğer benim ilk okuduğum FMArsal hikayesi 'Beni Bırakma' da Ephesus ailesi tarafından kitap halinde basıldı!
Bu haberi ilk duyduğumda o denli mutlu oldum ki anlatamam.Beni bilen bilir.Ben öyle çok e-book fanı değilimdir.Kitabbı elimde hissetmeye ve kokusunu duymaya ihtiyaç duyarım.O yüzden en sevdiğim ve benim için değeri farklı olan bir hikayeyi elimde tutma şansına sahip olacağım için çok sevindim.

Kapağı görünce bu kitaba uyan daha iyi bir kapak tasarlanabilinir miydi acaba diye düşündüm inanın.Tamam daha fazla merakta bırakmayacağım.İşte mükemmel kapak...
Okumayanlar!
Bu kesinlikle Kaçmaz!! FMArsal ile tanışmak için dah afazla beklemeyin derim ;)

İşte E-bookları bulabileceğiniz Link:
https://www.facebook.com/pages/FMArsal/235762009772647

25 Ağustos 2013 Pazar

Walking Disaster/Ayaklı Bela Yorumum...



 Ahh aşkım ahhh!
Tanrım! Bir erkek bu kadar harika olur.Azıcık takıntılı,agrasif,kıskanç vs vs.. olabilir belki amaaa o Travis işte arkadaş sadece bu bile hepsini önemsizleştirmeye yetiyor.

Bu kitap diğer kitaptan farklı değil diyen birkaç kişi duydum ama bu bakış açısı bence kesinlikle yanlış.Özellikle okuduktan sonra bu kanım daha da güçlü bir hale geldi.

Ya ben nedense hikayeyi erkeğin ağzından dinlemeyi daha çok seviyorum ya.Herhalde kızların düşünceleri (kendim de kız olduğumdan kaynaklı) çok enteresan bulmuyorumbana fazla tanıdık geliyor herhalde.

Twilight'ın da (kısacık olsa da) Edward'ın ağzından yazılan halini daha çok sevmiştim.Ama aslında kitabın orjinalini okuyup sonra bilmediğin kısımları erkeğin ağzından okumak hoşuma gitti belki.

Neyse,bu kitabı da belki tahmin ettnmiş olduğunuz gibi daha çok sevdim.Kesinlikle Travis'in bakış açısından daha komik,daha hüzünlü ve daha romantik.O çocuğa bayılıyorum ya. :D


Konusuna gelecek olursak eğer Travvis'in Abby'den habersiz bulunduğu bir kaç durum dışında(birbirlerinden hiç ayrılmadıkları için :D) ilk kitabı okuyanlara tanıdık gelecektir.Ama bilmediğimiz yerleri okumak inanın ki o kadar keyifli ki kitabı iki kere okudum.

Kitabın kapağı orjinal.Ah orjinal olunca bitiyorum :D Neden bilmem ama herkes sanırım benimle bu konuda aynı fikirde diye düşünüyorum.Ve o ayraçlar,ah çok güzeller.Henüz elimde onlardan yok ama resimlerine baktıkça ağzım sulanıyor doğrusu...

                               

Aşk Kokan Çiçekler Yorumu...

Sherryl Woods'un Aşk Kokan Çiçeker kitabını ilk elime aldığımda
hep yaptığım gibi önce kapak ve eleştiri/övgü yazıılarına göz attım.

Kitabın üzerinde aslında ilk okuduğum şeylerden biri çok sevdiğim bir diğer yazar Debbie Macomber'ın eleştirisiydi(ki zaten arka kapakta ilk göze çarpan şeylerden biriydi) Diyordu ki "Sherryle Woods,okurlarını her zaman mutlu etmeyi başarıyor! ben de onlardan biriyim." Ben de kitabı bitirip yüzümde bir gülümsemeyle yeniden kitabın arkasını çevirdim ve o cümleyi yeniden okudum.İnanın aynı şeylleri hissediyordum.

Yazar kesinlike favorierim arasındaki yerni aldı.Konuyu o kadar güzel anlatıyor ki karakterlerin kıskançlıklarında çileden çıkmadan okumaya devam edebiliyorsunuz ve inanın bana bu karakterler özelliklede Jake.Ahh! o adamı pataklayasım var hala. :D

Ben sinirime yenik düşmeden konuya devam edeyim...

Öncelikle çok güzel bir aşk kitabıydı.Hem aile,hem arkadaşlık,hem aşk,hem de sevgiyi içinde barındıran nadir kitaplardan biriydi.Evet bu konuları işleyen oldukça fazla kiitap var ortalıkta ancak bu duyguları gerçekten hissettirenlerine inanın nadir rastlanır oldu.

Ama bu kitap kesinlikle nadirlerden biri.Takipçilerimin bu tarz kitapları çok sevdiklerini biliyorum.Ve inanın bana okumalısınız.Bu iki aşığın çekişmesi hem sinirlerinizi bozacak hem de sizi gülümsetecek.Jake'e bayılacksınız.En azından ben bayıldım.Sinir ama sexy. :D

Zaten zoru oynayan adamların hangisine bayılmadık ki ama değil mi? ;)

1 Ağustos 2013 Perşembe

The Killing Song / Ölüm Şarkısı İncelemesi



  Kitap güzeldi.Mükemmeldi,Bayıldım! diyemem belki ama zevk alarak okuduğum kesin.
Katil yüzünden sinirden uykularım kaçtı aslında zaman zaman ama değdi bence.
Kapak tasarımından oldukça memnun kaldım aslında.Resim süper.Dikkat ekici her zaman olduğu gibi.Püsküllü ayraç ise vazgeçilmez.

Yalnızca Ölüm Şarkısı başlığının kitaba uygun olduğunu düşünmüyorum.Yazarlar neden bunu seçmiş bilmem.Evet şarkılar cinayetlere yol gösteren büyük ipuçlarıydı ama ben olsam isim olarak seçmezdim.'o henüz çalınmamaış birnotaydı' yazınca insan kendi yaptığı bir besteyle insanları öldürmesinde bir bağlantı olacak falan diye bekliyor.Ama adam yalnızca öldürdüğü kızların yanına bir önceki cinayetiyle ilgili bilindik grupların şarkılarını yazıyor falan.O abartılı söze göre oldukça basit kalmış yani...

  Neyse.Konuya dönecek olursak,çok sürükleyici bir kitaptı aslında.Katilin profilini öyle iyi çıkartmıştı ki,bayıldım.
Kesinlikle okunmalı diyemem ama okursanız eğer pişman da olmazsınız bence.Zevkliydi.


 

Sample text

Sample Text

.. BookS N BookS ..

Sample Text

BookS N BookS Bloguma HOŞGELDİNİZ !

Kitaplarla ilgili istediklerinizi bulacağınızı umuyorum :)