Social Icons

Pages

Kitap Yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2014 Perşembe

Ölüm Oyunu / Battle Royale The Novel By Koushun Takami Yorumu



RKBT'nin 4. Günündeyiz!
Yarın yayımlayacağım Yurtdışı Yorumları bölümüme de bakabilirsiniz...
YD Yorumları

  Kitaba ait yorumuma gelirsek;
Battle Royale / Ölüm Oyunu'nun konusunu ilk okuduğumda The Hunger Games / Açlık Oyunları'na çok benzetmiştim.Hatta onun Japon bir kopyası olduğunu düşünmüş, The Hunger Games'in büyük bir hayranı olarak yazarı Suzanne Collins'in yarattığı dünyaya hakaret gibi algılamıştım.

  Sonra kitabı okumaya başlamadan her zaman yağtığım gibi ilk ve son sayfalarına göz gezdirirken 'Yazar Hakkında' bölümünü okumaya başladım.Ve orada söylenene göre bu kitap bir Japonya dahil olmak üzere bir çok ülkede kült haline gelmiş bir kitap imiş meğer.

  Asya kültürlerine çok aşina olmadığım için buna oldukça şaşırmıştım.Kitabın filmi bile yapılmış yahu! Ayrıca The Hunger Games'in kopyası olma ihtimali de kitabın yayım tarihinin 1999 olduğunu okuduğumda elenmiş oldu.Hatta The Hunger Games'in bunun bir kopyası olma ihtimalini düşünmeye başladım.Belki de yazarı bu kitaptan esinlenmiştir?

  2000 yılında filmi dahi çıkmış olan bu 1996 da tamamlanmış ancak 1999 çıkış tarihli Battle Royale'ın 3 manga serisi de bulunyormuş.İlgililere duyrulur ;)

  Yorumuma gelecek olursak eğer,kitaptan oldukça hoşlandığımı itiraf etmekle başlamalıyım.Neden itiraf etmek dedim,çünkü şahsen çok büyük bir Asya hayranı değilim.Herhangi bir konuda.Romanlarına,dizilerine,filmlerine ya da mangaya karşı bir beğenim yoktur.Bu şimdilerde çoğu kişiye tuhaf gelse de açıkçası ben yakın zamanda patlama yaşayan Asya toplumuna karşı saygılı olsam da hayranlık duymuyorum.Ama yine itiraf ediyorum ki en iyi korku filmlerini onların yaptığını düşünüyorum.Nedendir bilmem ama sanırım tiplerine gidiyor :D


  Aslen kitaba ilk iyi gözle bakmama sebep olan şey Stephen King'in alıtısı oldu.Kitap hakkında "Ölüm Oyunu,delicesine keyifli ve dehşet dolu bir nükte.Belki de başlı başına delicedir." demiş.Ve sonuna kadar da haklı buldum kitabı bitirince.Stephen King her zaman haklıdır ;)

  Lafın kısası kitabı okumaya başlamadan önce biraz gözüm korkmuştu diyebilirim.Özellikle de ilk sayfalarında yer alan 'Şiroiva Lisesi 1-B Sınıfı Öğrencci Listesi'ni gördüğümde dehşete kapıldım.Neden mi? O isimleri siz de okusanız siz de dehşete düşerdiniz herhalde.Hepsi birbirinin kopyası gibi! Dedim "Eyvahlar olsun.Ben bu kitabı okurken kim kimdir nasıl hatırlayacağım?!"
Ne demek istediğimi daha net anlayabilmeniz için size listedeki KIZLAR bölümünden iki kişinin adını yazacağım.

Yukiko Kitano / Yumiko Kusaka 

Wow....

  Neyse lafı uzattım yine ama.Yani kısaca kitap korkularımın üstünde çıktı.Okurken heyecanlandım,hatta bazen tırnaklarımı yedim.İsim konusunu da bir süre sonra aşıyormuş insan onu da öğrendim. :)

  21 kız 21 erkeğin kapana kısıldığı o yerde kendimi onlardan biri gibi hissettim.Bunu çok iyi başarmış Takami.İnsanı anlatımıyla tamamen başka bir dünyaya taşıyor.42 adet öğrencinin her birini iyi işlemiş yazar.Bunu yapabilmek her yiğidin harcı değildir yani.Türü Young Adult olarak geçiyor ama bence bu türden çok daha ötede bir roman Battle Royale.Tüm a 'Teenage Drama'sından uzakta,korkusuz bir roman olmuş.Karakterlerin hepsinin genç olmasına aldırış etmeden her yaştan okuyucuya açık bir hikaye yararmış Takami.Hakkını vererek yazmış açıkçası.Okuduğum her sayfada The Hunger Games'ten uzaklaştı gözümde.Çünkü Battle Royale kanın korkusuzca aktığı,vahşetin tadını damağınızda hissedebildiğiniz dehşet dolu bir roman.Ancak bunu aptal bir kan romanı ile karıştırmayın kesinlikle.Konuyu bu vahşetle birleştirmek bir ustalık.Ve vahşeti insana yedirmeyi bilmiş,tabiri caizse.

  Olayların gidişatı kadar konunun odaklandığı noktalar ve o şaşkınlık veren dönüşler,şaşırtmacalar insanı 'Bu kitap dahiyane değil de nedir?' diyerek bırakıyor.Midesi kaldıranlara bir başyapıt sunuyor Takami.Bu romanın kült olmasına şaşmamalı.

  Yazara ait okuduğum ilk roman ancak son olmayacak kesinlikle.Sanırım Battle Royal serisi olarak 15'e yakın romanı var.Elimden geldiğince hepsini okumaya çalışacağım.En kısa zamanda da filmini izlemem gerek diye düşünüyorum.

Şimdi de bu romana sahip olabilme şansını yakalayabilmeniz için 'YARIŞMA'mıza geçelim.

2 Şanslı kişiye Pegasus Yayınları'ndan Koushun Takami'nin Ölüm Oyunu Romanını hediye ediyoruz.


a Rafflecopter giveaway

20 Mart 2014 Perşembe

Evvel Sevda İçinde



Neredeyse her şiirinde altını çizecek bir kelime,bir cümle buldum okurken. Bu çok nadirdir,arkadaşlar,inanmayın her şiirin okunası yahut dinlenesi olduğuna.Şahsen ben inanmayanlardanım.

İbrahim beyin yazdığı bazı şiirleri gerçekten favorilerime ekledim ve en kısa sürede şiiri seven bir kaç dostumla da paylaşacağım.Aslen şiiri seven ancak kitaplığımda çok da şiir kitabı olmayan bir okuyucuyumdur,malesef.

Zaten bir çoğunuz da biliyordur,bu blog-sayfa işlerinden elimi eteğimi çekmek niyetindeyim.O nedenle okuduğum çoğu kitabın yorumunu-eleştirisini paylaşmıyorum çok zamandır.Bunu paylaşmak istedim ama nedense.Sanırım şiir olduğu için özel geldi bana ve sizler de bilin istedim.

Kitabın içinde bulunan bazı şiilerden beğendiğim bazı mısraları alıntı olarak koymayı da ihmal etmeyeceğim elbet.Belki içinizde şiir kitabı okumamış olanlarınız vardır.

Varsa eğer,ben derim ki az dozda başlayın çünkü bazen sarhoş etkisi yaratabiliyor insanlarda.Ve bence birinin ilk kez maruz kaldığı bir şeyi hazmetmesi için ona kaşık kaşık değil de küçük küçük verilmeli.

O nedenle şimdi size kitaptaki şiirlerden parça parça mısralar paylaşacağım...


GECİKMİŞ BİR PUSULAYA PASLANMIŞ BİRKAÇ KIRIK SÖZ

 "Kendine yabancı herkes tanışsın kendisiyle" demişsin,
kelamını aldım.
 Her şey yaşlanıyor,yalnızlık kalıyor geriye.
 Bana şunu öğretti ki hayat
-kimse tek başına güzel değil-
 Hüzün dedikleri potansiyel bir fahişe
 baban bile böylesini görmemiştir.


ŞAİRLER BAHŞİŞ ALMAZ

Yolunu şaşırdı
yağmur ve insan
Sevgili yaradan
Eskiden senden gelen yağmur
şimdi Balkanlardan geliyor.
Gözünü dört aç insanlar şaşıyor


SEN TURNA GEÇİDİ BEN UÇKUN

Her yaşanmışlığı curcuna ömrümüzün
ve herkes kendi sirkinin baş soytarısı
yazık
gülümsediğim her şey telef oluyor

Sanırım
Saksıda ağaç yetiştirmek benim yaptığım
sadece bu olsa iyi
bir de meyve versin istiyorum

Sahi o kadar belli mi seni sevdiğim
Ben belli etmem sanıyordum


BEN,BAHTIM VE TUTARLI GÖKKUŞAĞI

Ömrüme dağ olmayacaksan
yamacımda kırlangıç ol
Keklik ol
Keklik ol
Gafil olma
Ben bu aşkı üşüdüğüm için mi ateşe attım
Tanrı aşkına


KİRLİ AŞK BU

Kaçan mı kovalayandır
kovalayan mı kaçar
Yakalayan var mı
Geri dönmüyorsa
hiç evet demiyorsa
ve ücretsiz sevişmiyorsa hayat
yeterince orospudur artık

Kapını çalsam
yüreğini çalacağım demektir
Yüreğini çalarsam
beni ele verme



Bu ve bunun gibi güzel betimlemelerle yazılmış anlamlı şiirler var kitapta.Gönlüm istedi ki hepsini yazayım ancak alıp okuyun da istiyorum bir yandan.

O nedenle küçücük bir bal çaldım ağzınıza.Tadı damağınızda kalsın ki fazlasını isteyebilesiniz...

5 Ocak 2014 Pazar

TANRIÇANIN SAVAŞI


Tanrıça kitabı çok severek okumuştum.Ancak bu kitabı sanki ilkinden daha çok beğendim ne yalan söyleyeyim.Aimée Carter aslında çok güzel bir konu bulmuş.Hayal gücü eğlendirici.Yazarın zaten tarzı asıl hoşuma giden.Bazen dilinin akıcı olmayışıyla ilgili yorumlar olsa da aslında bir süre sonra alışıyorsunuz ve farkına bile varmıyorsunuz.

Serinin ve kitabın konusuna çok fazla değinmeyeceğim.Zaten seriyi bilenler,takip edenlerin buna pek ihtiyacı olduğunu sanmıyorum.Çok bilindik bir deri oldu Tanrıça serisi.Aslen bazen çok daha iyi kitapların hiç duyulmadığını,yalnızca belirli bir kesim tarafından bilindiğini fark ediyorum.Çokca bilinen ve okunan bazı kitapların aslında hiç bir özelliği olmadığını hatta ve hatta bilakis söylenenden çok daha kötü olduğunu gördüm.Ama bu seri onlardan değil.Bence popülerliğinin hakkını veriyor.Aimee Carter yazar olarak insanı doyuruyor bence.Beğenip beğenmemek elbette ki görüşe bağlıdır,kişisel zevke.Ama bu seri ve seri içerisindeki özellikle bu kitap tüm kesimin hoşuna gidebilecek bir kitap diye düşünüyorum ben.

Umarım en kısa zamanda kütüphanenize ekleyip keyifle okuyabilirsiniz.Kesinlikle tavsiyedir.

PROVİDENCE ÜÇLEMESİ 1: Araf

*Yorumum Spoiler içerir.Buna hazırlanarak okumaya başlayın ;)*

 Bu kadın nasıl aşık erkek yazacağını biliyor arkadaş!

Önce Travis şimdi de Jared ! Ahh ahh! Zaten beyaz atlı prensinin hayalini kuran bir kız olarak bu yazar kesinlikle hayallerimin çıtasını yükseltti.

"Seni durmadan izleyip,hayatı boyunca neredeyse sana aşık olan bir yarı koruyucu meleğin varsa insan daha ne istesin hayattan be!" diye diye ağladım kitabı okurken.Derdime yandım...Arada sırada gerçek olmasını ümit edip sağıma soluma bakınmadım da değil hani :D

 Çığlıklarıma başlamadan önce kitabın kapağı ve ayracı hakkında bir kaç şey söyleyeyim istiyorum.Öncelikle kapak aslen kitabın kendisiyle pek uyumlu olmasa da,çok güzel görünüyor bence.Bu kesin.Ama ayraç muhteşem tatlı! Benim ayracım gelmedi ancak ne yapıp edip elime bir tanesini geçirmeye bakıyorum. :D

 Bu yayınevinin ayraçları kitaplarınınn ilk sayfalarındaki süslemeler harikulade! Hepsi birbirinden ayrıntılı ve harika.Ellerinize sağlık diyorum buradan...Tüm yayınevlerinin biz okurlar olarak ayırdığı bir özelliği vardır içlerimizde.Sanırım Yabancı Yayınlarının da bu oldu,en azından benim için :)


 Kitap başından beni ele geçirdi.Ortalarına doğru artık Jared onu sevdiğini itiraf edince resmen kıskançlıktan çatladım.Eleştirilerime geçmeden önce beğendiğim yanlarından bahsetmek istiyorum.

  Öncelikle karakterler gerçekten güzeldi.Jared'ın kız kardeşi Claire başlı başına bir iltifat konusu. :D
O kıza bayıldım! Ana karakter Nina'dan çok daha fazla sevdim onun o kızgın hallerini.

  Sonra Jared.Ahh o Jared! Aşık çocuk dediğin böyle olur.Okuyun anlarsınız.Tamam spoiler var dedim ama Jared'dan konuşmaya başladım mı susamayacağım gibi geliyor.O nedenle ona buradan bir öpücük atarak hızla geçiyorum.

  Ryan da ayrı bir salak.Çok tatlılıkları vardı o ayrı ama.Özellikle Nina ile reklam repliklerini söyledikleri yere bittim.Süper komik ve enteresan olmuş.Yazarı tebrik etmek gerek.Ama kızın Jared'a olan duygularını bir erkek bu kadar görmezden gelebilirdi yani.Kıza utanmasa "O herifin evinde ne işin var senin?" falan diyecek sandım bir ara.Kafasında onun erkek arkadaşı olduğunu o denli özümsemiş çocuk. :D

  Ders esnasında ona bir not yazmıştı,o çok tatlı ve komikti.Aynı zamanda ne denli Jared / Nina ilişkisini kıskandığını da açıkça belirtiyor bence.Anlatmak istediğimi hemen anlayacaksınız.

"Benimle öğle yemeği yer misin?(bir tanesini işaretle)
1. Seninle oturursam iştahımı kaybederim
2. Kocamla çoktan plan yaptık
3. Elbette,slogan pratiği yapmam gerek."


 Yazarın aşk adamları yazma konusunda doğuştan bir yeteneği olduğu doğru,ancak kitaplarında bazen bir kaç kopukluk yaşatıyor okuyucuya.Bu diğer iki kitabında da olmuştu bende.Çeviride sıkıntı var desem,onu da sanmıyorum.Duygusal olrak okurken birden bir karmaşıklık yaşıyorsunuz bazen JAMİE'nin kitaplarında.Bunu acilen düzeltmesi gerek.Sanırım yazara mesaj atacağım ;)

 Ama sonuç olarak devam kitabı olduğu için sevinçten çığlık attığım ve okumak için içimin pır pır ettiği bir kitap ARAF.Kesinlikle ama kesinlikle tavsiyemdir...

16 Ekim 2013 Çarşamba

FMArsal Beni Bırakma


Ve Fatih Murat Arsal'dan bir şaheser daha!
Türk yazarlarda bir türlü yakalayamadığım o duyguyu verebilmiş ilk kişidir kendileri.

Sayfaları nasıl çevirdiğimi hatırlamıyorum bile.Aldım,okudum ve bitti.Hemencecik. :(

Yazarın anlatım diline aşinalığım var zaten diyorum her defasında kendime ve bir diğer romanını okurken öceki kadar heyecanlanmayacağımı,şaşaırmayacağımı ya da tat alamayacağımı düşünüyorum.Ve hep yanılıyorum.
 FMArsal okurken hikayenin varış noktası hep bellidir.Normalde bunu herhangi bir şey için sinir bozucu bulurum.
Mesela sonunu tahmin edebildiğim filmleri izlemeyi sevmemek gibi ya da klişe duruma geldiği anda o diziden vaz geçmek.
Hele de kitaplarda bu konu daha da vurucu oluyor.Çünkü insan okurken hayal gücü de geliştiği için -özellikle de benim kadar çok okuyan biriyseniz- belirli şeylere aşina olduğunuzdan artık hissedemiyor oluyorsunuz.Ne olaylar gözünüzde canlanıyor ne de ana karakterin yakışıklılığını içinizi çeke çeke,duraksayıp hayal ede ede,sindire sindire okuyabiliyorsunuz.Ancak bu şaşırtıcı bir şekilde Fatih Bey'de gerçekleşmedi.Belki de yazara ve kitaplarına olan bağlılığım da bu yüzden.


KElimeleri nasıl kullanması gerektiğini bilen bir yazardan bir şeyler okumak güzeldi.Türk erkeğini gözümde çekici kıldı resmen :D

Özellikle bu kitabı çok sevdim.Hikaye hep olduğu gibi akıcı bir şekilde ilerliyor.Kızımız başkasına aşık hatta ondan hamile! (Spoiler!) En azından olduğunu sanıyor.Gerçi bunun için bir spoiler'a bile ihtiyacımız olduğundan emin değilim.Çünkü FMArsal hikayelerinde erkeklerimizin karşılarına çıkan kızlar daima bakire oluyorlar. 

Neyse.Oğlumuz Akın ise hapisaneden çıkar çıkmaz bu hamile güzel kadın ile tanışıyor.Birlikte yolculuk etmek zorunda kalıyorlar.Ve her zaman olduğu gibi FMArsal erkeğine bizim gibi karşı koyamayan zavallı Gamze ise Akın'ımıza aşık oluyor.Ee kız da haklı tabi.İnanın kitabı okurken tanışacağınız Akın da öyle aşık olunmayacak gibi değil hani. :)

Sonuç olarak önerdiğim kitaplardan biri arasına elbetteki girdi.Kapak tasarımından da bahsetmeden bitirmek istemiyroum gerçi.Çünkü gerçekten beğendim.Kitabın kendisini yansıtmayı başaran bir kapak olmuş ki bu kolay değil biliyorum.Ve öyle her kitapta da rastlanmıyor açıkçası.O nedenle Ephesus'u da kutluyorum.

 Ve işte o kapağın tamamı;
Sizce de başarılı değil mi ama? :)

30 Eylül 2013 Pazartesi

İşte Beklenen Son! FMArsal'dan Beklenen 'YALNIZ GÖZLERİN İÇİN'


Ahhh tanrım bu yazar beni öldürecek!
Artık bildiğiniz üzere FMArsal'ın uzuun zamandır takipçisiyim.Daha kitapları çıkmadan önce e-booklarını okuyarak başlamıştım herşeye.Yazarın kendisi ve kitapları benim bir nevi sıfır noktamdır anlayacağınız.
Tüm hikayelerini okumuştum hatta bazı sözleri ezberimdedir bile.
Ancak bir türlü Tahir ile Güney'in kitabı çıkmamıştı.Yazar uzun bir süre bu kitap üzerinde uğraştı.Biz de hayranlar olarak bekle,bekle kuruduk.
Ama işte sonunda almış ve okumuş bulunuyorum.İnanın elime ilk aldığımda zafer çığlığı bile basmıştım. :D
 Kitap uzun süre beklememiz şerefine tadını iyice alabileceğimiz kadar uzundu Allahtan.Ama malesef çok kısa bir sürede bitirdim.Yavaş yavaş okuyacağıma dair kendime söz vermiştim oysaki.Ama kitap bu denli iyi olunca bitiveriyor işte.Kapak da ayrı bir konu.İnsanın gözü kaydıkça açıp okumaya teşvik ediyor insanı adeta.Ephesus'u bbu konuda tebrik ederim.Çok uyumlu ve göze hitap eden bir kapakla sunmuşlar kitabı.
Bu kitap adeta bir serinin sonu gibiydi.Hep okuduğumuz ve tanıdığımız Tahir ile Güneyle birlikte bir devrin de sonu gibiydi.Onları e-book olan ve kitap halindeki hikayelerde sık sık okumuştuk.Aralarında bir şey yokuş gibiydiler hep.Ama meğerse adiler saman altından su yürütmüşler.Ah ah,oTahir yok mu! Hep diğer hikayelerde karşılaştığımızda birbirlerine karşı bir resmilerdi.Ama bu kitabın her bir sayfasında bunun yalnızca bir maske olduğu ortaya çıkmaz mı?? 
Bazı okuyucu arkadaşlarımdan diğer kitaplar kadar iyi olmadığını duymuştum halbuki ben çok keyif alarak okudum.Uzun olduğu ve birbirlerine olan aşklarının açıklanışı da bu nedenle uzun sürdüüğü için öyle gelmiş olmalı diğerlerine ama ben zaten böyle bir şey olmasını bekliyordum.
İlk olarak kitabın sayfa sayısı ve Fatih beyin hikayeyi anlatış şeklini göz önüne almak gerek zaten.Yazarımız her daim aşk itiraflarını en sona bırakır.Bazı yönlerden oldukça tahmin edilebilir bir anlatımı var.Ama biz de bunu bilerek sevmiyor muyuz hikayelerini? :)
Sonra bir de bu ikilinin diğer hikayelerin hemen hemen hepsinde boy göstermiş olması var.Son kitap olarak böyle bir şanssızlığa sahip.O nedenle her kitabın konularının bu kitaba katılması gerekmiş.Ama bence bu daha da iyi olmuş ya.Bir nevi anı yağmuru gibiydi.Bölümleri okurken "ah ah bak biz burada onlar hakkında ne düşünmüştük aslında şöyleymiş" gibi yorumlar yaparak gülümsedim hep.
Yani uzun lafın kısası,beklediğim gibi Harikaydı!
Söylemekten dilimde tüy bittiği için artık FMArsal okumayanın kalmamış olduğunu varsayıyorum.Bu son hikayeyi okumayı da geciktirmeyin.Umarım Fatih Bey yeni bir seriyle yine,yeni,yeniden karşımızda olsun :))




Bailey Yola Kaldığı Yerden Devam Ediyor!


BookS N BookS takipçilerim okunacaklar listenizde yer açın.Çünkü Bailey geri döndü!

W. Bruce Cameron 'Can Dostum' kitabı ile kesinlikle kalbimi 
kazanmıştı.Okuyanların benimle aynı fikirde olduklarına eminim.

Bir kitap öncekinden daha iyi olabilir miydi bilmiyorum ama Cn Dostumun Yolculuğu da Can Dostum da bende ayrı ayrı özel yerlere sahip oldular.
İlk kitapta hayat amacının ne olduğunu çözmeye çalışan ve bunu bulmak için bir çok hayat yaşayan bir köpekti Bailey.Ethan ile karşılaştığında ve onu sevdiğinde hayat amacına eriştiğini düşünmüştü ve kaybettiğinde de onu arayıp bulmuştu bu tatlı,zeki köpek.

Önceki kitapta Ethan öldüğünde ikinci bir kitabın olmayacağını düşünmüştüm.Yani ben de Bailey gibi sona ulaştığımıza inanmıştım.İkinci kitap elime ulaştığında kapağını açıp yeni maceranın ne olduğunu görmek için sabırsızlanmıştım.

Bailey'i yeniden okuduğumu,hatta neredeyse kaldığım yerden ben de onunla hayata devam ettiğimi fark ettiğimde çocuksu bir sevinç sardı içimi.Açıkçası ona doyamamıştım :) İyi geldi.
 
Bu kitapta CJ'i çok sevdim.Harika bir karakterdi gerçekten.Okuyunca beni daha iyi anlayacaksınız eminim.Ethan kadar sevebileceğimi sanmıyordum başlarda ama sanırım sonuna doğru daha fazla sevdim.

Daha çok kedi seven bir insan olmama rağmen bu yazar bana bir köpek aldıracak herhalde. :D
 Okuyun,okuyun,okuyun diyorum.Çok keyifli bir yoldaşla çok keyifli bir yolculuğa çıkacaksınız.Kaçıranlar adına içtenlikle üzüleceğinizden emin olabilirsiniz.Ben üzülüyorum...


25 Ağustos 2013 Pazar

Walking Disaster/Ayaklı Bela Yorumum...



 Ahh aşkım ahhh!
Tanrım! Bir erkek bu kadar harika olur.Azıcık takıntılı,agrasif,kıskanç vs vs.. olabilir belki amaaa o Travis işte arkadaş sadece bu bile hepsini önemsizleştirmeye yetiyor.

Bu kitap diğer kitaptan farklı değil diyen birkaç kişi duydum ama bu bakış açısı bence kesinlikle yanlış.Özellikle okuduktan sonra bu kanım daha da güçlü bir hale geldi.

Ya ben nedense hikayeyi erkeğin ağzından dinlemeyi daha çok seviyorum ya.Herhalde kızların düşünceleri (kendim de kız olduğumdan kaynaklı) çok enteresan bulmuyorumbana fazla tanıdık geliyor herhalde.

Twilight'ın da (kısacık olsa da) Edward'ın ağzından yazılan halini daha çok sevmiştim.Ama aslında kitabın orjinalini okuyup sonra bilmediğin kısımları erkeğin ağzından okumak hoşuma gitti belki.

Neyse,bu kitabı da belki tahmin ettnmiş olduğunuz gibi daha çok sevdim.Kesinlikle Travis'in bakış açısından daha komik,daha hüzünlü ve daha romantik.O çocuğa bayılıyorum ya. :D


Konusuna gelecek olursak eğer Travvis'in Abby'den habersiz bulunduğu bir kaç durum dışında(birbirlerinden hiç ayrılmadıkları için :D) ilk kitabı okuyanlara tanıdık gelecektir.Ama bilmediğimiz yerleri okumak inanın ki o kadar keyifli ki kitabı iki kere okudum.

Kitabın kapağı orjinal.Ah orjinal olunca bitiyorum :D Neden bilmem ama herkes sanırım benimle bu konuda aynı fikirde diye düşünüyorum.Ve o ayraçlar,ah çok güzeller.Henüz elimde onlardan yok ama resimlerine baktıkça ağzım sulanıyor doğrusu...

                               

Aşk Kokan Çiçekler Yorumu...

Sherryl Woods'un Aşk Kokan Çiçeker kitabını ilk elime aldığımda
hep yaptığım gibi önce kapak ve eleştiri/övgü yazıılarına göz attım.

Kitabın üzerinde aslında ilk okuduğum şeylerden biri çok sevdiğim bir diğer yazar Debbie Macomber'ın eleştirisiydi(ki zaten arka kapakta ilk göze çarpan şeylerden biriydi) Diyordu ki "Sherryle Woods,okurlarını her zaman mutlu etmeyi başarıyor! ben de onlardan biriyim." Ben de kitabı bitirip yüzümde bir gülümsemeyle yeniden kitabın arkasını çevirdim ve o cümleyi yeniden okudum.İnanın aynı şeylleri hissediyordum.

Yazar kesinlike favorierim arasındaki yerni aldı.Konuyu o kadar güzel anlatıyor ki karakterlerin kıskançlıklarında çileden çıkmadan okumaya devam edebiliyorsunuz ve inanın bana bu karakterler özelliklede Jake.Ahh! o adamı pataklayasım var hala. :D

Ben sinirime yenik düşmeden konuya devam edeyim...

Öncelikle çok güzel bir aşk kitabıydı.Hem aile,hem arkadaşlık,hem aşk,hem de sevgiyi içinde barındıran nadir kitaplardan biriydi.Evet bu konuları işleyen oldukça fazla kiitap var ortalıkta ancak bu duyguları gerçekten hissettirenlerine inanın nadir rastlanır oldu.

Ama bu kitap kesinlikle nadirlerden biri.Takipçilerimin bu tarz kitapları çok sevdiklerini biliyorum.Ve inanın bana okumalısınız.Bu iki aşığın çekişmesi hem sinirlerinizi bozacak hem de sizi gülümsetecek.Jake'e bayılacksınız.En azından ben bayıldım.Sinir ama sexy. :D

Zaten zoru oynayan adamların hangisine bayılmadık ki ama değil mi? ;)

1 Ağustos 2013 Perşembe

The Killing Song / Ölüm Şarkısı İncelemesi



  Kitap güzeldi.Mükemmeldi,Bayıldım! diyemem belki ama zevk alarak okuduğum kesin.
Katil yüzünden sinirden uykularım kaçtı aslında zaman zaman ama değdi bence.
Kapak tasarımından oldukça memnun kaldım aslında.Resim süper.Dikkat ekici her zaman olduğu gibi.Püsküllü ayraç ise vazgeçilmez.

Yalnızca Ölüm Şarkısı başlığının kitaba uygun olduğunu düşünmüyorum.Yazarlar neden bunu seçmiş bilmem.Evet şarkılar cinayetlere yol gösteren büyük ipuçlarıydı ama ben olsam isim olarak seçmezdim.'o henüz çalınmamaış birnotaydı' yazınca insan kendi yaptığı bir besteyle insanları öldürmesinde bir bağlantı olacak falan diye bekliyor.Ama adam yalnızca öldürdüğü kızların yanına bir önceki cinayetiyle ilgili bilindik grupların şarkılarını yazıyor falan.O abartılı söze göre oldukça basit kalmış yani...

  Neyse.Konuya dönecek olursak,çok sürükleyici bir kitaptı aslında.Katilin profilini öyle iyi çıkartmıştı ki,bayıldım.
Kesinlikle okunmalı diyemem ama okursanız eğer pişman da olmazsınız bence.Zevkliydi.


11 Temmuz 2013 Perşembe

The Secret House / Gizemli Ev Dünyadan Yorumlar...


Yine bir Dünyadan Yorumlar Köşesiyle Birlikteyiz.
Bu kez Altın Bilek Yayınlarından 'Gizemli Ev' kitabının eleştirilerini size sunuyorum.
Bu bölümün eskiden hep daha kalabalık olduğunu biliyorum ancak kitabın türünden dolayı mıdır nedir bilinmez okuyanı çok ancak yorumlayanı azdı.O yüzden yorumlardan hariç bir de puanlama sistemi yaptım bu kez.En çok kaç puan almış olduğunun bir çok siteye bakarak istatistiğini çıkarttım.Gerçi bundan önceki blog turumuzun durağı olan Can Dostum kitabının Dünyadan Yorumlar bölümünde yapmıştım bunun gibi bir şeyler.Umarım bu da diğerleri gibi hoşunuza gider.

Keyifli okumalar.


Klasikleşen kullandığım kaynaklar bölümü ;)

Puanlama bölümünde yaptığım istatistik için kullandığım siteler ise,
Şimdi ilk olarak benim yorumum gelecek tabiki de.İşte Türkiye ve benim Yorumum.

 




  Les Stockton
  Winchester /Oklahoma,Birleşik Devletler Amerika
  5 STRS



Eğlenceli bir gizem romanıydı.Bunu okurken,bu hikayenin filmini yapmaları gerektiğini düşündüm,ama yapmışlarsa bile,bundan kesinlikle haberim yok.Harika bir kitaptı ve Edgar Walace'ın diğer kitaplarını da okumayı umuyorum.

                                                                  


    Leah A.Zeldes
    Kanada
    4 Yılız



Uzun ve karmaşık bir hikayeydi.Her zaman Edgar okumayı sevmişimdir.Ama bu hikayeye bir türlü tam anlamıyla giremedim nedense.Diğer kitaplarının hepsini okudum neredeyse.Ve hepsine bayılıyorum.Edgar Wallace her zaman klasik bir yazardır.Ve ben de onun bu yönüne hayranım.En sevdiğim kitabı olamadı belki ama kesinlikle 4 yıldızlık.


Yorumlardan çok iş çıkmadığını biliyorum.Ancak kesinlikle benim yorumumu okuyun derim.Buradan edindiğinizden çok ama çok daha fazla bilgiye sahip olacaksınız.Ancak Yorumumun linki 13 temmuzda burada olacak.Biraz daha bekleyin... ;)

Şimdi de istatiklerden çıkan sonuçlar..


%4

%16

%21

%27

%32






10 Temmuz 2013 Çarşamba

The Secret House / Gizemli Ev Yorumum





 Öncelikle konunun tuhaf bir şekilde başlayıp anlatımının da tuhaf bir şekilde sonlandığını bildirmeliyim gibi hissediyorum.Konusuna kısaca değinmeden yapabileceğim yorumun çok yüzeysel olacağını düşündüğümden ve yüzeysel yani "güzeldi ama karışıktı" misali yorumlardan haz etmediğimden dolayı bunu spoiler vermek uğruna da olsa yapmamayı seçiyorum.
 Kitabın başında bir adamın iş başvurusu için mülakata gittiğini okuyoruz.Yüzü örtülü gizemli bir editör tarafından mülakata alınan karakterimiz serüven düşkünü bir yapıya sahip.Bunun ve okumamızı ilerlettiğimizde kavradığımız binimum sebeplerden ötürü kendisi de gizemli ve kurnaz bir kişilik.Bu editör dedikodu gazetesi çıkaran biri.Ancak karavan şirket gibi bir şey bu gazete.Adamımız bunu anlıyor ve bu bilgiyi kendi kurnazlığıyla çıkarı için kullanıyor.Bir de dedektif/polisimiz var hikayede.Kendileri kurnazlık huyunu iyiye kullanan nadir enginlikte bir insan.Şu ana dek anlayabileceğiniz üzere kitabımızda herkesin içten pazarlıklı bir hali,bir kurnazlığı ve gizli planları var.Bu dedektifimiz de ilginç olayları izleyerek karmaşık bir düzenbazlığın merkezine ilerliyor.İstediği de bu aslında.Konusu biraz karışık okuyunca daha net anlayacaksınız.Bir de mahsun ve masum bir kızımız var kitapta.Bu kızımız amcasının çeşitli oyunlarına kukla oluyor vs vs...
 Bu denli birbirinden ayrı ve karmaşık görünen olay sonlara doğru tek bir kişide toplanıyor ve Bom kitabın sonu.
 Şimdi,konusu özetle budur.Kitaba olan eleştirilerime gelecek olursak eğer,yazarın dili en başta yer alır sanıyorum.Konusu üstte okuduğunuzda sizin de anladığınız gibi ilgi çekici ancak yazar bunu çoğu zaman pek akıcı bir şekilde anlatamamış.Beni kitaba bağlayan olayların çekiciliği ve konusu oldu yalnızca.Anlatım tarzını açıkçası çok ama çok karmaşık buldum.Bir anda bambaşka bir konuya geçiş yapıyor ancak sizin bunu kavramanız zaman alıyor.Demek istediğim çok keskin dönüşler yapıyor ve umulmadık yerlerde savruluyorsunuz.Yani kitap boyunca tabiri caizse hayatta kalmaya çalıştım.Konuyu yakalamaya uğraşırken bir baktım ki Aaa! Kitap bitmiş...
 Sonu ise bir diğer eleştirim.Kitabın sonunda olaylar açıklanmadan kalmıyor evet ancak öyle bir şekilde bitiyor ki hani diğer bölüme geçmeden en heyecanlı yerde biter ya olaylar,çevirmek için bir sonraki sayfayı arıyorsunuz.Mutlu sonla biten ama(seri olmayan tabi) bu kadar da aksiyonlu sahneyle son bulan bir başka kitap daha okumadım.Sanki yazar bir bölüm daha yazmış ama baskıda bunu kitaba eklemeyi unutmuşlar gibi bir duygu veriyor insana. :)
 Enteresandı.Eğlenceli vakit geçirdim mi derseniz eğer,evet eğlenceli olmasa da hoş vakit geçirdim.Polisiye sevenlerin hoşuna gideceğini de düşünüyorum.İçinde istediğiniz her şeyi bulacaksınız çünkü.Kurnazlık,zeka,aksiyon,karmaşık olay döngüsü.Ee daha ne olsun değil mi? Tek uyarım yazarın diline alışmak için kendinize ve kitaba biraz zaman tanıyın.Ardından çok daha akıcı olmaya başlayacağını garanti ediyorum ;)

Şimdi de blog turumuzun bana düşen kısmı olan Dünyadan Yorumlar bölümü için ihtiyacınız olan Link...

26 Haziran 2013 Çarşamba

DÜNYADAN YORUMLAR !




MeRhaBaLaR !

Artık BookS N BookS ile özdeşleşmiş olan Dünyadan Yorumlar bölümü ile karşı karşıyasınız.Bu durumdan okuyucularım da,biz tur üyeleri de oldukça memnunuz gerçi.

Bu blog turumuzun inceleyip eleştirdiği kitap Yabancı Yayınları'ndan çıkmış Can Dostum / A Dog's Purpose kitabı.

Bu kitap ile ilgili araştırma yaparken hepinizi temin ederim ki neredeyse hiç 5 yıldız altında derecelendiren görmedim.Görüdüklerim de en az 4 yıldız vermişlerdi.O denli iyi olan bir kitap anlayacağınız.

Şimdi klasikleşmiş üzere yalnızca Amazon ve Goodreads sitelerinden alıntı yaptığım yorumlar şeklinde değil bu seferki DÜNYADAN YORUMLAR.Bu sefer daha fazla site kullanmış ve ülkelere göre ayırdım yorumları.Ee Dünyadan Yorumlar diye boşuna adlandırmadık değil mi ama ? ;)

Kullandığım sitelerin amblemlerini görebilirsiniz okurken.Ancak ben yine de alışkanlık ve size kolaylık olsun diye adreslerini vereyim;

Yorumların hemen hemen tamamı epeyce uzun.O nedenle kitapla ilgili kolaylıkla fikir elde ebebileceğinizi düşündüm.Ben de yalnızca birkaç ülkeye yer verdim.Bunlar ise,

  • Portekiz,
  • İzlanda,
  • İtalya,
  • Amerika Birleşik Devletleri,
  • Kanada,
  • Türkiye.

Çok uzattım,tamam,kısa kesiyorum.Ve işte sizi değerlendirmelerle baş başa bırakıyorum....

Ve Türkiye'den Benim Yorumu'mu Okumak İstiyorsanız;

Selin Özkan
Türkiye
5 STARS / BookS N BookS





5 STARS / Goodreads

       Maria Carmo

     Lisbon, Portekiz

Bu kitap olağanüstü bir sürprizdi.Amacı sevgi olan bir köpeğin dokunaklı,yürekleri iyileştiren hikayesiydi.Aptal bir köpeğin,iyi bir köpeğin,güzel bir köpeğin...Neredeyse 'fazla' insanımsı olan bir köpeğin,ve yine deyazar tüm kitabı köpeğin bakış aısından bakarak yazmayı başarmış,ki bu da kitabın dokunaklılığının ve espirilerinin zekiliğinin çoğunluğunu oluşturuyordu...İnsnalar için oldukça zeki,sevgi dolu,ikna edici bir köpeğin ağzından yazılmış bir kitap.Hepimizin aynısının peşinde olduğu amaçtan çok da farklı olmayan bir amaçla:sevginin alınıp verilmesinden gelen mutluluk arayışı,hayatın amacının ve anlamının keşifi.Ben BAYILDIM.

4 STARS / Goodreads

       Kiera Healy

      Dublin, Izlanda


Bu kitabı okumaktan keyif aldım yinede harikulade edebiyattan epey uzak bir kitaptı.Birinci ağız olarak bir köpeğin kullanıldığı bir kitap.Neredeyse birkaç bölümü okuduğum sıralarda,köpek ölünce epeyce şaşkınlığa uğramıştım.Ama ardından başka bir köpek olarak reekarnasyona uğrayarak geri döndü.tüm kitap boyunca,bir amaç arayışı içerisindeydi,ki bu genellikle insanlara hizmet etmek ve onları mutlu etmek oluyordu.

Eğer köpekleri seviyorsanız bu kitap korkunç derecede üzücü bir kitap,çoğunlukla reenkarnasyon partı açısından.Bu bütün köpek kitaplarının değişmez kuralı gibi 'o köpek kitapta ölecek',ve bu kitaptaki köpekse farklı yaşamlarda tekrar ve tekrardan ölüyor.Bu benim kırılgan duygusallığıma fazla geldi,yani bu kitabı tekrar tekrar okumayı tavsiye etmiyorum.Aynı zamanda birkaç 'neredeyse oluyordu' durumu var,ve epeyce insanların hayvanlara berbat davranışlarının araya girdiği yerler: Hayvan-istifleme,yavru hayvan üreticiliği,sıcak arabalarda bırakmalar,havaifişekler,egzersiz yaptırmama,bir baheye zincirlemeler.Kitapta köpeklerin durumlarına,çevrelerine ne kadar çabuk adapte oldukları gibi çok enteresan bir nokta anlatılıyor.Köpekler bir bahçede düzinelerce diğer köpeklerle tutulabilir,ya da yavrulatma fabrikası gibi bir yerde bir yavru olabilirler,çünkü daha iyisini bilmiyorlar.


Harika bir kitap değil,ancak köpekleri seviyorsanız eğer iyi bir kitap-kalp kıran türden- Ben büyürken uzun ve mutlu bir hayat sürmüş iki harika köpeğim vardı ,ve bu kitap bena onları özletti,hem de çok.


5 STARS
Barnes & Noble




 BookWithTruffles

     İtalya

Bu kitabı elimden bırakamadım-inanılmaz derecede dokunaklı!
Bir kere bu kitabı okumaya başladınız mı,elinizden bırakamıyorsunuz! Cameron sizi insanların en iyi dostlarının zihinlerinin,kalplerinin ve ruhlarının içine sokuyor! Bu benim şimdiye dek okuduğum en favori kitaplarımdan!




5 STARS
Amazon




       John C. McDonnell


        Studio City, Kaliforniya
      Amerika Birleşik Devletleri

Tek kelimeyle anlatayım mı? Mükemmel. Tamam iki kelimeyle anlatayım. Mükemmel ve zekice.Aslında üç kelime.Mükemmel,zekice ve ruha sahip.
Bruce Cameron mükemmel,ruha dokunan,hayatın anlamını ve amacını arayan macerayı anlatan bir hikayeyi öne çıkartmış.Bazen komik ve yine de diğer zamanlarında kalpleri kıran bir roman.Bruce ok zekice bir köpeği ve onun daha önceden bir köpeği olan(yahut herhangi bir evcil hayvanı) herkesin gerçekten onların bizi ve onlarında içinde yaşadığı dünyamızı böyle gördüklerini hissettiren öyle bir yürek ve insaniyetle anlatmış ki.
Espirileri gerçek ve zorlama değil.Kendinizi yüksek sesle gülerken bulabilirsiniz.Aynı zamanda ağlayacaksınızda.Evcil hayvanlarınızın geçmiş hatıralarını hatırlatamaktan doğan gerçek göz yaşlarıyla ve diğer hiçbir ilişkide var olmayan ruhların eşleşmesiyle.

O bağ(köpeğin gözünden)bu romanı gerçek hayata getiren gerçek sevgidir.
Beş yıldızlık,kesin okunması gerekenlerden.




5 STARS
BetterWorldBooks



 
    Carla

    Calgary, AB, Kanada


Bugüne dek okuduklarımdan en iyisi,en favori kitabım!


Can Dostum / A Dog's Purpose İncelemesi...

 Can Dostlarımızın Hikayesi...

 İncelememe kitabın kapağını överek başlamak istiyorum.Orjinalinin bir başka çeşidi gibi olan kapak göze hoş geliyor.Ben çok sevdim.Hatta orjinalinden bile daha iyi olduğunu söyleyebilirim.Çünkü golden cinsi köpeklere,labrador cinsi köpeklere ayrı bir sevgim vardır.Belki biraz kişisel nedenlerden ötürü beğendim ama beğendim işte :D
 Hele o ayraçlar!!!! Ahh ah.Bir Harikalar!!!
Çevirisi başarılı,o nedenle çevirmeni Seda Çıngay hanıma da tebriklerimi sunuyorum.
İç kapaktaki kırmızılığı da çok sevdiğimi eklemeliyim ve yayınevine başarılarının devamını dilediğimi ayrıca belirtiyorum....

NOT: Yorumumda birkaç spoiler varsa eğer affola...Şimdiden söylemesi ;)







Kitabı bir köpeğin hayatı şeklinde değerlendirmiş,ön yargıyla yaklaşmıştım.Bu denli hayat değiştiren bir kitap çıkacağını nereden bilebilirdim ki?

İlk sayfaları okumaya başladığımda bir köpeğin doğuşuna şahit olunca şaştım kaldım.Ben ikinci ağızdan hikayenin anlatılmasını beklerken gözlerimizi biz de yavru köpeğimizle birlikte açtık.Bir sokak köpeğinin annesi ve 2 kardeşiyle geçirdiği ilk ayların tadını çıkardık.İnanın köpeğin anlattığı bir hikaye ancak bu denli güzel yazılabilinirdi!

Reenkarnasyon kitapta olması beklenmedik olduğu kadar mantıklıydı da.Zaten kitapta ilerlerlemeden önce,bir köpeğin 370 sayfalık hikayesini okuduğumu sandığım sıralarda, 'Bir çocuk kitabıyla mı karşı karşıyayım acaba?' korkusu olmamıştı değil.Ancak reenkarnasyon sayesinde hikaye hep taze kaldı,hiç heyecanını yitirmedi.Bu reenkarnasyon olayına hiç inanmasam da kitabın böyle işlenmesinden dolayı memnunum.

Sayfalar ilerledikçe bu yeniden doğuş olayı beni gerdi biraz ama.Köpekçiğin sürekli gözlerimin önünde ölmesine kalbim dayanamadı bir süre sonra.Hatta ölümünü ilk okuduğumda şok olmuştum.Yok canım olamaz diye.O zamanlar yeniden doğacağını bilmiyordum tabii =D
Yalnızca ölmesi değil,yeniden doğduğu hayatlarının şekilleri,insanların ona davranışları beni hem üzdü hem de kızdırdı.Gerçeklerle yüzleşmek gibiydi gerçi ama duygusalım,dayanamıyorum işte ne yapayım?

Ancak sayfalarla birlikte onun hayatıda değişip,ilerledikçe ben de kendi hayatımda arayışa çıkmış gibi oldum ne yalan söyleyeyim.Tam da arayış içerisinde olduğum bu dönemde inanılmaz iyi geldi,inanılmaz yeniledi beni.Köpeklere aşırı düşkün bir hayvan sever olmasam da,her hayvanı severim.Bu kitaptan sonra her gördüğüm köpeğe bir başka bakacağım o ayrı işte...

Yani sonuç olarak 5 yıldızlık bir kitaptı.Hayvan dostlarımızın çektiklerine şahit olduğumuz gibi,o yavru köpeğin hayatlarından aldığımız derslerde vardı.O yavrucuktan kendi insan hayatınız için çok şey öğrenebilirsiniz. Kendi hayatlarımızla onların hayatını karşılaştırdığımda ne denli masum canlılar olduklarını ve her zamanki gibi insanların dokunduğu her şeyi yok ettiğini de gördüm.Ancak öğrendiğim bir başka önemli ders ise kötülük olduğu kadar hayat değiştiren insanların da gerçekten var olabileceğiydi.
Benim de bir kedim var evimde.Adı Vincent.Ona her daim kendimden çok önem verirdim ama bundan sonra ona uyguladığım her davranışta iki,hatta üç kez düşünüyorum.Aklıma hep o minikköpekçik geliyor.Gerçi bu yalnızca hayvan sahibi olanların değil hepimizin yapması gereken bir şey bence.

Ağlayacağınız,güleceğiniz,sevimli ve çok ama çok masum bir köpekçiğin hikayesini okuyacaksınız.İçiniz burkularak son sayfasını kapasanız da,okuduğunuz için birşeyler kazandığınızın bilgisiyle o içinizdeki ateş azıcık sönüşüyor....

23 Mayıs 2013 Perşembe

Kari Vaara #3 Beyaz Helsinki İncelemesi!


Kari Vaara Serisinin 3. kitabı olan Helsinki White/Beyaz Helsinki,serinin diğer kitaplarında olduğu gibi harikaydı..

Kısa zamanda okuyup bitirdiğim bir kitap olmayı başardı.Malesef serinin #2 kitabı Lucifer's Tears/Şeytanın Gözyaşları kitabı için aynı şeyleri söyleyememiştim.Bu nedenle Beyaz Helsinki'yi okurken biraz tereddütüm vardı açıkçası.Ama serinin ilk kitabı olan Snow Angels/Kar Melekleri kitabını o denli sevmiştim ki #3 kitabına şans vermemi sağladı.Ve pişmanda olmadım!

Öncelikle kapak tasarımının ilk iki kitaptan farklı olması hoşuma gitmedi.Bunu söylemeden edemeyeceğim.Diğerleri beyaz,kabartmaları çok hoş kapaklardı ancak bu kitabın adı BEYAZ HELSİNKİ olmasına rağmen çok mavi geldi gözüme.Arka kapaktaki tanıtım yazısını ve yazarın adını okumasam Kari Vaara serisiyle eşleştirmezdim o derece.Ben seri kitapların kütüphanemde yanyana dururlarken bile yabancıymış gibi görünmelerinden hoşlanmıyorum.Ve bu seride maalesef böyle oldu.Keşke daha beyaz bir zemin kullanılsaymış demeden edemedim kısacası.

Ancak çevirisi çok iyiydi.Kendim de çevirmen olduğumdan bir kitabı çevirmenin ne denli zorlu olduğunu bilirim.Ve bu kitap Fince kelimeler içeren bir kitap.Eminim uğraş gerektirmiştir.Çevirmenin beynine sağlık diyorum.

Konusuna gelirsek,kapak yazısında daha bir polisiye havası estirilmiş ancak şimdiden söyleyeyim malesef bunda da ikinci kitapta olduğu gibi Kar Melekleri havası yok.Oradaki cinayet soruşturması çok daha tatmin ediciydi.Ancak Beyaz Helsinki ikinci kitap gibi daha kişisele inen bir roman olmuş.Fakat Şeytanın Gözyaşları gibi sıkıcı ve tarihi içeriği fazla bir savaş kitabı gibi değildi.O nedenle ok daha hoşuma gitti.Bir Kar Melekleri etmese de kesinlikle okumaktan zevk aldım.Sanırım serinin ilk kitabı bende oldukça iyi bir izlenim bırakmış ki Kari Vaara serisi denilince beklentilerim yüksek oluyor.Beyaz Helsinki bu beklentileri tam anlamıyla karşılamadı ama %90 harikaydı.%10 eksikliğini de sanırım Kari'yi değiştiren yazara olan kızgınlığımdan kaynaklanıyor.

Bir kitap önce Kari'de bulunan tümör Beyaz Helsinki'de ameliyatla alınıyor.Ve BUM! Kari Vaara bambaşka birine dönüşüyor.Hissiz,umursamaz ve Helsinki kadar soğuk birine...O çook sevdiği karısı Kate ve yeni doğan bebekleri Anu'ya karşı hiçbir şey hissetmiyor,birr önceki kitapta bahsedilen örgüt kurulup başına geçtiğinde yok ettiği diğer insanlara da.Resmen bir cesedi asitle ortadan kaldıracak hale geliyor Vaara.Oysa ben onun romantikliğini,düüşünceli oluşunu severdim hep.Kate'den başkasına kadın diye bakmayan adam gidip başka kadınlardan hoşlanır olmuş kitapta ve cidden memnun olmadım.

İşte size onu kendi ağzından açıklayan kelimeler :
Beyaz Helsinki/ syfa:20

Kate ile isteklerimiz birbirini tutmadığında mümkünse onun mutluluğunu kendi mutluluğumun önüne koyardım.İşimin ilişkimize tekrar engel olmayacağına dair kendime söz vermiştim.Aslında romantik biriyimdir. :)

cinayetlerin başlaması biraz zaman alıyor.Başladığında da ırkçılık,neo-naziler falan derken bazı yerlerde hala ten rengini yadırgayan,din tercihini sorgulayan insanların var olduğunu bilmek canımı yaktı gerçekten.Acı bir tablo çünkü.Bazen okurken sinirden dişlerimi bile sıktım.Sonra O örgüt olayı...Vaara'nın başını çektiği bu gizli grup.(ki grup yalnızca 3 kişilik.Vaara-Mila ve tatlım denilen yeni karakterden oluşuyor) O örgütün yaptıkları ve Kari'nin değişimi tüm kitabın asıl konusu desem yeridir.

Kitabın sonunda katilin kim olduğunu anlamıştım ben zaten.Ama beni asıl şok eden ne denli acımasız olduğuydu.Gözünü kırpmadan birçok şey yapması beni acayip etkiledi.Enn sonunda olan negatif olay ise kesinlikle hiç belemediğim bir gelişmeydi.Kari hayatın nasıldı ne hale geldi diye söylendim okurken :) Yeni karakter olan Tatlım'a da BAYILDIM! Kariden sonra favorim !

Sonuç olarak harikaydı.Keyifle okudum.Eğer henüz Kari Vaara ile tanışmadıysanız şiddetle tavsiyemdir. ;)
Not: Seriyi sıralı şekilde okumalısınız yalnız.İlk kitaptan başlayın okumaya muhakkak.Çünkü birbirini takip eden bir seri.Konular bir öncekiyle oldukça bağlantılı.Bilmeden direkt olarak son kitaptan başlanılacak bir seri değildir,haberiniz olsun ;)

İşte Türkiye'de Ephesus Yayınlarından çıkan ilk 2 kitap...




14 Mayıs 2013 Salı

Linda Howard Yakıyor !!!! ♥

RAİNTREE SERİSİ YAKIYOR !


Linda Howard'ın Harlequin yayınlarından çıkmış ve serinin devam kitaplarının da çıkacağı Raintree serisi bir harika ! ♥

İlk kitap Ranintree:İnferno yani bizdeki adıyla Raintree:Cehennem çok keyifli bir kitap.İlk olarak Linda Howard her zaman favori yazarlarımdan biri olmuştur.Paranormal olarak okudğum ilk kitabı ama cidden iyi bir iş çıkardığını düşünüyorum.Özellikle bu tarz kitapları çok okuduğum düşünülürse paranormal kitaplardan beğendiğim çok az oluyor bu aralar.Beğensem dahi yorumum oldukça eleştiri yüklü olabiliyor.
Nedendir bilinmez ama bu kitabı cidden sevdim.Sanırım ihtiyaç duyduğum bir anda elime geçti.Böylelikle ağzımda bıraktığı tat daha bir başka hale dönüştü.Kitabın benim için özel olmasının bir  diğer nedeni yazarın okuduğum ilk paranormal türündeki kitabı olmasının haricinde okuduğum ilk HQ romanıydıda.Hep övgülü sözler duymuş olmama ve kitapçılarda herkesin bir yerine 5'er 10'ar tane HarleQuin almasına ağzım açık baka kalmakla merak arası gidip geldiğim dönemlere rağmen ilk kez HQ okudum.Ve inanın şimdi neden 5'er 10'ar aldıklarını anlar oldum.HQ cidden bir çıtır çerez ! İnsan okudukça okuyası geliyor.Tadı damağımda kaldı inanın.Anında bağımlılık yaptı ve gittim diğer HQ kitaplarından almaya başladım.Sayfa sayılarının azlığından mıdır bilinmez ama etkili bir okuyucu kitlesi olmasına şaşmamalı.Tadı nefis ♥
Linda'da işin içine girince özellikle de benim en sevdiğim tür olan Paranormal işte yeme de yanında yat dedikleri bu olsa gerek !



Kitabın hemen başlıyor olması (ki bunu sayfa sayısının azlığına da bağlamak gerek) beni çeken bir etkendir seri kitaplarda.Bunda da ilk etken olduğunu söylememe gerek yok.Sonra karakterlerin birbirleriyle ilgilenmeye başlayış şekli,hemen reaksiyon göstermeleri ve bunun uzamaması süperdi.Dante'ye bayıldım! Çok sexy biri.Ne yapması gerektiğini bilen ve yaptığında pişmanlık duymayıp,pişmanlık duyulabilecek şeyleri de yeri gelince yapmaya çekinmeyen bir erkek karakterdi.Ben dominant erkek karakterleri özlemişim herhalde bana bir iyi geldi :D Normalde pek baskıdan hoşlanmam ama Dante nedense bende ityicilik uyndırmadı.Bilakis yaptıklarını komik buldum.Sanırım kadın karakter Lorna'nın biraz ürkek olmasından kaynaklandı.Çünkü ben ürkek kadın karakterlerinden nefret ederim.O nedenle ona yapılan bazı zorbalıkları görmezden geldim herhalde.Ama sonlara doğru Lorna'nın da dişlenmesi süperdi.Özellikle yatağa tuz dökme,kahve şişesine toprak doldurma falan çok eğlenceli ve komikti.
Direkt 'hadi kızım sen busun işte!' ye bağladım :D Gaza geldim.Dante'nin zihin kontrolünün falan okuduğum bazı yorumlarda eleştiri bombardımanına maruz kaldığını gördüm ve anlam veremedim.'Hadi ama yapmayın!Çok daha fazlasını yapan kitaplar okumadınız ve oradaki adamlar için içinizin yağları erimedi sanki!!' diye bağırasım geldi.Yalnızca kızı evine ilk getirdiğinde onu zorla soyması beni kızdırdı ama onu da bir yere kadar anlayabiliyorum.Lorna'nın Ansara olduğunu sandı ve kim düşmanına kibar olur yani?! O yüzden sonradan üzülmesi ve telafi edişi Lorna'nın gönlünü alması hoştu yine de.Neyse yani,böylelikle ne okuduğumu anlamadan biten bir aşk hikayesiydi.Hızlı,etkili ve tutkulu bir kitaptı.Seri olması beni sevindirdi.Özellikle kitap sonunda diğer iki kitaptan ön okumalık parçalar eklemesi çok hoşuma gitti.Merakımı dindirmek yerine arttırmış olsalar da yazarın kendisine ulaşıp teşekkür etmeden olmaz diye düşünüyorum.
Okumalı mısınız? , Önerir miyim? Diye sorarsanız da cevabım KESİNLİKLE olacaktır. :)



İşte Arka Kapak Tanıtım Yazısı ! ♥
RAINTREE: CEHENNEM  -  LINDA HOWARD
Raintree Klanı tarafından bozguna uğratılmalarından iki yüz yıl sonra Ansara büyücüleri, bu en amansız düşmanlarının karşısına bir kez daha çıkmaya hazırlanıyorlardı. Dante Raintree bir kral olarak klanını korumak zorundaydı ama karşısına çıkan Lorna Clay sadece yüreğini değil, neredeyse klanına duyduğu sadakati bile sarsacaktı. Lorna'ya güvenemediği gibi ondan uzak da duramıyordu.
Reintreeler, doğaüstü güçlere sahip olmalarının yanında, modern hayatın içinde yaşıyorlardı. Bu savaş, klanın sadakat ve ilişkilerini test edecekti.
Düşmandan gelen ilk darbede her zaman hükmettiği ateş bu kez onu yeniyordu. Dante, klanıyla birlikte, galip çıkamayabilecekleri bir kavgayla yüzleşmek zorundaydı.








 

Sample text

Sample Text

.. BookS N BookS ..

Sample Text

BookS N BookS Bloguma HOŞGELDİNİZ !

Kitaplarla ilgili istediklerinizi bulacağınızı umuyorum :)