Social Icons

Pages

Kitap Tanıtımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Tanıtımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2014 Perşembe

Ölüm Oyunu / Battle Royale The Novel By Koushun Takami

Tür: Dystopia, Young Adult, Korku, Gerilim
Goodreads Puanı: 4.22 
Orijinal Adı: Batoru Rowaiaru
İngilizce Adı: Battle Royale
Sayfa Sayısı: 624
Baskı Yılı: 2014
Çeviri: Müge Kocaman Özçelik
Yayınevi: Pegasus Yayınları

 Varoluş ile vicdanın mücadelesi:
Bir adaya hapsedilmiş
21 kız ve 21 erkek öğrenci.
Şiddet dolu, kâbus gibi bir oyun.
Onlarca silah, psikolojik bir savaş ve tek bir kazanan…

Totaliter Büyük Doğu Asya Cumhuriyeti, halkı baskı altında tutmak için her sene acımasız bir askerî program düzenlemektedir. Bu doğrultuda ıssız bir adaya götürülen lise öğrencilerine rastgele silahlar verilmekte ve kuralları çiğnediklerinde patlayan tasmalarla, geriye tek kişi kalana kadar birbirleriyle mücadele etmeleri beklenmektedir…

Modern Japon edebiyatının klasikleşmiş eserlerinden sayılan ve aman vermez günümüz dünyasında hayatta kalmanın anlamına dair çok güçlü bir alegori olan Ölüm Oyunu, şiddet kavramını baş döndürücü bir gerilimle işliyor. 

“Ölüm Oyunu, delicesine keyifli ve dehşet dolu bir nükte. Belki de başlı başına delicedir.” 
Stephen King

20 Mart 2014 Perşembe

Evvel Sevda İçinde



Neredeyse her şiirinde altını çizecek bir kelime,bir cümle buldum okurken. Bu çok nadirdir,arkadaşlar,inanmayın her şiirin okunası yahut dinlenesi olduğuna.Şahsen ben inanmayanlardanım.

İbrahim beyin yazdığı bazı şiirleri gerçekten favorilerime ekledim ve en kısa sürede şiiri seven bir kaç dostumla da paylaşacağım.Aslen şiiri seven ancak kitaplığımda çok da şiir kitabı olmayan bir okuyucuyumdur,malesef.

Zaten bir çoğunuz da biliyordur,bu blog-sayfa işlerinden elimi eteğimi çekmek niyetindeyim.O nedenle okuduğum çoğu kitabın yorumunu-eleştirisini paylaşmıyorum çok zamandır.Bunu paylaşmak istedim ama nedense.Sanırım şiir olduğu için özel geldi bana ve sizler de bilin istedim.

Kitabın içinde bulunan bazı şiilerden beğendiğim bazı mısraları alıntı olarak koymayı da ihmal etmeyeceğim elbet.Belki içinizde şiir kitabı okumamış olanlarınız vardır.

Varsa eğer,ben derim ki az dozda başlayın çünkü bazen sarhoş etkisi yaratabiliyor insanlarda.Ve bence birinin ilk kez maruz kaldığı bir şeyi hazmetmesi için ona kaşık kaşık değil de küçük küçük verilmeli.

O nedenle şimdi size kitaptaki şiirlerden parça parça mısralar paylaşacağım...


GECİKMİŞ BİR PUSULAYA PASLANMIŞ BİRKAÇ KIRIK SÖZ

 "Kendine yabancı herkes tanışsın kendisiyle" demişsin,
kelamını aldım.
 Her şey yaşlanıyor,yalnızlık kalıyor geriye.
 Bana şunu öğretti ki hayat
-kimse tek başına güzel değil-
 Hüzün dedikleri potansiyel bir fahişe
 baban bile böylesini görmemiştir.


ŞAİRLER BAHŞİŞ ALMAZ

Yolunu şaşırdı
yağmur ve insan
Sevgili yaradan
Eskiden senden gelen yağmur
şimdi Balkanlardan geliyor.
Gözünü dört aç insanlar şaşıyor


SEN TURNA GEÇİDİ BEN UÇKUN

Her yaşanmışlığı curcuna ömrümüzün
ve herkes kendi sirkinin baş soytarısı
yazık
gülümsediğim her şey telef oluyor

Sanırım
Saksıda ağaç yetiştirmek benim yaptığım
sadece bu olsa iyi
bir de meyve versin istiyorum

Sahi o kadar belli mi seni sevdiğim
Ben belli etmem sanıyordum


BEN,BAHTIM VE TUTARLI GÖKKUŞAĞI

Ömrüme dağ olmayacaksan
yamacımda kırlangıç ol
Keklik ol
Keklik ol
Gafil olma
Ben bu aşkı üşüdüğüm için mi ateşe attım
Tanrı aşkına


KİRLİ AŞK BU

Kaçan mı kovalayandır
kovalayan mı kaçar
Yakalayan var mı
Geri dönmüyorsa
hiç evet demiyorsa
ve ücretsiz sevişmiyorsa hayat
yeterince orospudur artık

Kapını çalsam
yüreğini çalacağım demektir
Yüreğini çalarsam
beni ele verme



Bu ve bunun gibi güzel betimlemelerle yazılmış anlamlı şiirler var kitapta.Gönlüm istedi ki hepsini yazayım ancak alıp okuyun da istiyorum bir yandan.

O nedenle küçücük bir bal çaldım ağzınıza.Tadı damağınızda kalsın ki fazlasını isteyebilesiniz...

5 Ocak 2014 Pazar

Vefa Enver Pembeleri!


Çok sevdiğimiz ve ısrarla takip ettiğimiz Vefa Enver Ephesus Yayınları'nda çıkıyor bu sefer karşımıza.

"Çocuk da Yapamadım Kariyer de" ve "Bunu Sen İstedin" başka bir yayınevinden daha önce çıkmıştı hatırladığım kadarıyla ama bu kapaklar bence kitabı halihazırda elinde olanlar için bile yeniden almayı düşündürtecek kadar çekici!


Şimdi serinin tanıtımına geçelim;
 
 
Çocuk da Yapamadım Kariyer de

Yazarın Adı: Vefa Enver




Editör: Güven Akgün

Kapak Tasarım: Özer Çevikel

Türü: Romantik Komedi

Ebat: 135 x 210

Sayfa Sayısı: 400

Baskı: Aralık,2013


FİYAT: 18 TL




Bunu Sen İstedin

Yazarın Adı: Vefa Enver

Editör: Güven Akgün

Kapak Tasarım: Özer Çevikel

Türü: Romantik Komedi

Ebat: 135 x 210

Sayfa Sayısı: 440

Baskı: Aralık,2013


FİYAT: 20 TL



Neyse Ki Çocuk Yaptım

Yazarın Adı: Vefa Enver

Editör: Güven Akgün

Kapak Tasarım: Özer Çevikel

Türü: Romantik Komedi

Ebat: 135 x 210

Sayfa Sayısı: 304

Baskı: Aralık,2013


FİYAT: 18 TL

12 Eylül 2013 Perşembe

Tutkulu Notalar / Sert Rock !



Olivia Cunning'in Günahkarlar Sahnede serisinin Tutkulu Notalar kitabı ile Aşk,Seks ve Rock'N'Roll 'a giriş yapmıştık.

Yapılan her yorumda övülen ve iyi eleştiriler alan serinin ilk kitabı göz doldurmuştu.

Şimdi asıl habere geçelim.Ephesus Yayınlarından çıkan serinin ikinci kitabı çıktı!


Görseli ilk kitabıyla uyumlu bir şekilde tasarlanmış olan ikinci kitap kapağıyla beğenileri topladı.
Yorumuyla da en kısa zamanda sizlerle olacağım elbette.Ama önce harika tasarımıyla bayıldığım,mor rengin ağırlıkta olduğu ikinci kapağı paylaşıyorum sizlerle.

                          

FMArsal Hikayelerinden Biri Daha Kitap Oldu!

Bilmeyenleriniz için FMArsal'ı biraz tanıtayım istiyorum.
Fatih Murat Arsal benim okuduğum ilk Türk yazalardan biridir.Kendisi bu kitap eleştirileri işlerine girmeme de bir nevi vesile olmuştur aslında.
İlk olarak Facebook üzerinden bir sayfada hikayelerini okumaya başlamıştım.Bir çok hikayesi vardı.Ve hepsi de birbirinden harikaydı.İsteyenler olabilir diye e-booklarına ulaşabileceğiniz sitenin linkini vereceğim merak etmeyin :)


Bu e-bookların yanı sıra bir adet de kitabı vardı o zamanlar.'Nefretten Sonra'.Ardından 'Seni Sevmek İstemedim' kitabı çıktı.Ve son olarak (serinin sonu olarak) 'Yalnız Gözlerin İçin' kitabı kalmıştı.Bu sıralarda Fatih eby Ephesus Yayınları ile anlaştı.Ve Ephesus yalnızca 'Yalnız Gözlerin İçin' kitabını çıkartmakla kalmadı bir de diğer kitapların yeni edisyonlarını bastı.

Ve şimdi asıl konuya dönecek olursam eğer benim ilk okuduğum FMArsal hikayesi 'Beni Bırakma' da Ephesus ailesi tarafından kitap halinde basıldı!
Bu haberi ilk duyduğumda o denli mutlu oldum ki anlatamam.Beni bilen bilir.Ben öyle çok e-book fanı değilimdir.Kitabbı elimde hissetmeye ve kokusunu duymaya ihtiyaç duyarım.O yüzden en sevdiğim ve benim için değeri farklı olan bir hikayeyi elimde tutma şansına sahip olacağım için çok sevindim.

Kapağı görünce bu kitaba uyan daha iyi bir kapak tasarlanabilinir miydi acaba diye düşündüm inanın.Tamam daha fazla merakta bırakmayacağım.İşte mükemmel kapak...
Okumayanlar!
Bu kesinlikle Kaçmaz!! FMArsal ile tanışmak için dah afazla beklemeyin derim ;)

İşte E-bookları bulabileceğiniz Link:
https://www.facebook.com/pages/FMArsal/235762009772647

25 Ağustos 2013 Pazar

Aşk Kokan Çiçekler Yorumu...

Sherryl Woods'un Aşk Kokan Çiçeker kitabını ilk elime aldığımda
hep yaptığım gibi önce kapak ve eleştiri/övgü yazıılarına göz attım.

Kitabın üzerinde aslında ilk okuduğum şeylerden biri çok sevdiğim bir diğer yazar Debbie Macomber'ın eleştirisiydi(ki zaten arka kapakta ilk göze çarpan şeylerden biriydi) Diyordu ki "Sherryle Woods,okurlarını her zaman mutlu etmeyi başarıyor! ben de onlardan biriyim." Ben de kitabı bitirip yüzümde bir gülümsemeyle yeniden kitabın arkasını çevirdim ve o cümleyi yeniden okudum.İnanın aynı şeylleri hissediyordum.

Yazar kesinlike favorierim arasındaki yerni aldı.Konuyu o kadar güzel anlatıyor ki karakterlerin kıskançlıklarında çileden çıkmadan okumaya devam edebiliyorsunuz ve inanın bana bu karakterler özelliklede Jake.Ahh! o adamı pataklayasım var hala. :D

Ben sinirime yenik düşmeden konuya devam edeyim...

Öncelikle çok güzel bir aşk kitabıydı.Hem aile,hem arkadaşlık,hem aşk,hem de sevgiyi içinde barındıran nadir kitaplardan biriydi.Evet bu konuları işleyen oldukça fazla kiitap var ortalıkta ancak bu duyguları gerçekten hissettirenlerine inanın nadir rastlanır oldu.

Ama bu kitap kesinlikle nadirlerden biri.Takipçilerimin bu tarz kitapları çok sevdiklerini biliyorum.Ve inanın bana okumalısınız.Bu iki aşığın çekişmesi hem sinirlerinizi bozacak hem de sizi gülümsetecek.Jake'e bayılacksınız.En azından ben bayıldım.Sinir ama sexy. :D

Zaten zoru oynayan adamların hangisine bayılmadık ki ama değil mi? ;)

12 Temmuz 2013 Cuma

Cassandra Clare'den Yeni Kapak!

İştee Yeni Cassandra Clare kapağı!

Bu kadının kitaplarına bayılıyorum.Ölümsüz Oyuncaklar'ın Filmi'de çıkmak üzere biliyorsunuz ki.Bu da serinin en son kitabının kapağı sizce nasıl?

Bence diğer kapaklarıyla oldukça uyumlu,ki bu benim bir seride aradığım en önemli faktördür.Bence başarılı...

:)

10 Temmuz 2013 Çarşamba

The Secret House / Gizemli Ev Yorumum





 Öncelikle konunun tuhaf bir şekilde başlayıp anlatımının da tuhaf bir şekilde sonlandığını bildirmeliyim gibi hissediyorum.Konusuna kısaca değinmeden yapabileceğim yorumun çok yüzeysel olacağını düşündüğümden ve yüzeysel yani "güzeldi ama karışıktı" misali yorumlardan haz etmediğimden dolayı bunu spoiler vermek uğruna da olsa yapmamayı seçiyorum.
 Kitabın başında bir adamın iş başvurusu için mülakata gittiğini okuyoruz.Yüzü örtülü gizemli bir editör tarafından mülakata alınan karakterimiz serüven düşkünü bir yapıya sahip.Bunun ve okumamızı ilerlettiğimizde kavradığımız binimum sebeplerden ötürü kendisi de gizemli ve kurnaz bir kişilik.Bu editör dedikodu gazetesi çıkaran biri.Ancak karavan şirket gibi bir şey bu gazete.Adamımız bunu anlıyor ve bu bilgiyi kendi kurnazlığıyla çıkarı için kullanıyor.Bir de dedektif/polisimiz var hikayede.Kendileri kurnazlık huyunu iyiye kullanan nadir enginlikte bir insan.Şu ana dek anlayabileceğiniz üzere kitabımızda herkesin içten pazarlıklı bir hali,bir kurnazlığı ve gizli planları var.Bu dedektifimiz de ilginç olayları izleyerek karmaşık bir düzenbazlığın merkezine ilerliyor.İstediği de bu aslında.Konusu biraz karışık okuyunca daha net anlayacaksınız.Bir de mahsun ve masum bir kızımız var kitapta.Bu kızımız amcasının çeşitli oyunlarına kukla oluyor vs vs...
 Bu denli birbirinden ayrı ve karmaşık görünen olay sonlara doğru tek bir kişide toplanıyor ve Bom kitabın sonu.
 Şimdi,konusu özetle budur.Kitaba olan eleştirilerime gelecek olursak eğer,yazarın dili en başta yer alır sanıyorum.Konusu üstte okuduğunuzda sizin de anladığınız gibi ilgi çekici ancak yazar bunu çoğu zaman pek akıcı bir şekilde anlatamamış.Beni kitaba bağlayan olayların çekiciliği ve konusu oldu yalnızca.Anlatım tarzını açıkçası çok ama çok karmaşık buldum.Bir anda bambaşka bir konuya geçiş yapıyor ancak sizin bunu kavramanız zaman alıyor.Demek istediğim çok keskin dönüşler yapıyor ve umulmadık yerlerde savruluyorsunuz.Yani kitap boyunca tabiri caizse hayatta kalmaya çalıştım.Konuyu yakalamaya uğraşırken bir baktım ki Aaa! Kitap bitmiş...
 Sonu ise bir diğer eleştirim.Kitabın sonunda olaylar açıklanmadan kalmıyor evet ancak öyle bir şekilde bitiyor ki hani diğer bölüme geçmeden en heyecanlı yerde biter ya olaylar,çevirmek için bir sonraki sayfayı arıyorsunuz.Mutlu sonla biten ama(seri olmayan tabi) bu kadar da aksiyonlu sahneyle son bulan bir başka kitap daha okumadım.Sanki yazar bir bölüm daha yazmış ama baskıda bunu kitaba eklemeyi unutmuşlar gibi bir duygu veriyor insana. :)
 Enteresandı.Eğlenceli vakit geçirdim mi derseniz eğer,evet eğlenceli olmasa da hoş vakit geçirdim.Polisiye sevenlerin hoşuna gideceğini de düşünüyorum.İçinde istediğiniz her şeyi bulacaksınız çünkü.Kurnazlık,zeka,aksiyon,karmaşık olay döngüsü.Ee daha ne olsun değil mi? Tek uyarım yazarın diline alışmak için kendinize ve kitaba biraz zaman tanıyın.Ardından çok daha akıcı olmaya başlayacağını garanti ediyorum ;)

Şimdi de blog turumuzun bana düşen kısmı olan Dünyadan Yorumlar bölümü için ihtiyacınız olan Link...

26 Haziran 2013 Çarşamba

DÜNYADAN YORUMLAR !




MeRhaBaLaR !

Artık BookS N BookS ile özdeşleşmiş olan Dünyadan Yorumlar bölümü ile karşı karşıyasınız.Bu durumdan okuyucularım da,biz tur üyeleri de oldukça memnunuz gerçi.

Bu blog turumuzun inceleyip eleştirdiği kitap Yabancı Yayınları'ndan çıkmış Can Dostum / A Dog's Purpose kitabı.

Bu kitap ile ilgili araştırma yaparken hepinizi temin ederim ki neredeyse hiç 5 yıldız altında derecelendiren görmedim.Görüdüklerim de en az 4 yıldız vermişlerdi.O denli iyi olan bir kitap anlayacağınız.

Şimdi klasikleşmiş üzere yalnızca Amazon ve Goodreads sitelerinden alıntı yaptığım yorumlar şeklinde değil bu seferki DÜNYADAN YORUMLAR.Bu sefer daha fazla site kullanmış ve ülkelere göre ayırdım yorumları.Ee Dünyadan Yorumlar diye boşuna adlandırmadık değil mi ama ? ;)

Kullandığım sitelerin amblemlerini görebilirsiniz okurken.Ancak ben yine de alışkanlık ve size kolaylık olsun diye adreslerini vereyim;

Yorumların hemen hemen tamamı epeyce uzun.O nedenle kitapla ilgili kolaylıkla fikir elde ebebileceğinizi düşündüm.Ben de yalnızca birkaç ülkeye yer verdim.Bunlar ise,

  • Portekiz,
  • İzlanda,
  • İtalya,
  • Amerika Birleşik Devletleri,
  • Kanada,
  • Türkiye.

Çok uzattım,tamam,kısa kesiyorum.Ve işte sizi değerlendirmelerle baş başa bırakıyorum....

Ve Türkiye'den Benim Yorumu'mu Okumak İstiyorsanız;

Selin Özkan
Türkiye
5 STARS / BookS N BookS





5 STARS / Goodreads

       Maria Carmo

     Lisbon, Portekiz

Bu kitap olağanüstü bir sürprizdi.Amacı sevgi olan bir köpeğin dokunaklı,yürekleri iyileştiren hikayesiydi.Aptal bir köpeğin,iyi bir köpeğin,güzel bir köpeğin...Neredeyse 'fazla' insanımsı olan bir köpeğin,ve yine deyazar tüm kitabı köpeğin bakış aısından bakarak yazmayı başarmış,ki bu da kitabın dokunaklılığının ve espirilerinin zekiliğinin çoğunluğunu oluşturuyordu...İnsnalar için oldukça zeki,sevgi dolu,ikna edici bir köpeğin ağzından yazılmış bir kitap.Hepimizin aynısının peşinde olduğu amaçtan çok da farklı olmayan bir amaçla:sevginin alınıp verilmesinden gelen mutluluk arayışı,hayatın amacının ve anlamının keşifi.Ben BAYILDIM.

4 STARS / Goodreads

       Kiera Healy

      Dublin, Izlanda


Bu kitabı okumaktan keyif aldım yinede harikulade edebiyattan epey uzak bir kitaptı.Birinci ağız olarak bir köpeğin kullanıldığı bir kitap.Neredeyse birkaç bölümü okuduğum sıralarda,köpek ölünce epeyce şaşkınlığa uğramıştım.Ama ardından başka bir köpek olarak reekarnasyona uğrayarak geri döndü.tüm kitap boyunca,bir amaç arayışı içerisindeydi,ki bu genellikle insanlara hizmet etmek ve onları mutlu etmek oluyordu.

Eğer köpekleri seviyorsanız bu kitap korkunç derecede üzücü bir kitap,çoğunlukla reenkarnasyon partı açısından.Bu bütün köpek kitaplarının değişmez kuralı gibi 'o köpek kitapta ölecek',ve bu kitaptaki köpekse farklı yaşamlarda tekrar ve tekrardan ölüyor.Bu benim kırılgan duygusallığıma fazla geldi,yani bu kitabı tekrar tekrar okumayı tavsiye etmiyorum.Aynı zamanda birkaç 'neredeyse oluyordu' durumu var,ve epeyce insanların hayvanlara berbat davranışlarının araya girdiği yerler: Hayvan-istifleme,yavru hayvan üreticiliği,sıcak arabalarda bırakmalar,havaifişekler,egzersiz yaptırmama,bir baheye zincirlemeler.Kitapta köpeklerin durumlarına,çevrelerine ne kadar çabuk adapte oldukları gibi çok enteresan bir nokta anlatılıyor.Köpekler bir bahçede düzinelerce diğer köpeklerle tutulabilir,ya da yavrulatma fabrikası gibi bir yerde bir yavru olabilirler,çünkü daha iyisini bilmiyorlar.


Harika bir kitap değil,ancak köpekleri seviyorsanız eğer iyi bir kitap-kalp kıran türden- Ben büyürken uzun ve mutlu bir hayat sürmüş iki harika köpeğim vardı ,ve bu kitap bena onları özletti,hem de çok.


5 STARS
Barnes & Noble




 BookWithTruffles

     İtalya

Bu kitabı elimden bırakamadım-inanılmaz derecede dokunaklı!
Bir kere bu kitabı okumaya başladınız mı,elinizden bırakamıyorsunuz! Cameron sizi insanların en iyi dostlarının zihinlerinin,kalplerinin ve ruhlarının içine sokuyor! Bu benim şimdiye dek okuduğum en favori kitaplarımdan!




5 STARS
Amazon




       John C. McDonnell


        Studio City, Kaliforniya
      Amerika Birleşik Devletleri

Tek kelimeyle anlatayım mı? Mükemmel. Tamam iki kelimeyle anlatayım. Mükemmel ve zekice.Aslında üç kelime.Mükemmel,zekice ve ruha sahip.
Bruce Cameron mükemmel,ruha dokunan,hayatın anlamını ve amacını arayan macerayı anlatan bir hikayeyi öne çıkartmış.Bazen komik ve yine de diğer zamanlarında kalpleri kıran bir roman.Bruce ok zekice bir köpeği ve onun daha önceden bir köpeği olan(yahut herhangi bir evcil hayvanı) herkesin gerçekten onların bizi ve onlarında içinde yaşadığı dünyamızı böyle gördüklerini hissettiren öyle bir yürek ve insaniyetle anlatmış ki.
Espirileri gerçek ve zorlama değil.Kendinizi yüksek sesle gülerken bulabilirsiniz.Aynı zamanda ağlayacaksınızda.Evcil hayvanlarınızın geçmiş hatıralarını hatırlatamaktan doğan gerçek göz yaşlarıyla ve diğer hiçbir ilişkide var olmayan ruhların eşleşmesiyle.

O bağ(köpeğin gözünden)bu romanı gerçek hayata getiren gerçek sevgidir.
Beş yıldızlık,kesin okunması gerekenlerden.




5 STARS
BetterWorldBooks



 
    Carla

    Calgary, AB, Kanada


Bugüne dek okuduklarımdan en iyisi,en favori kitabım!


Can Dostum / A Dog's Purpose İncelemesi...

 Can Dostlarımızın Hikayesi...

 İncelememe kitabın kapağını överek başlamak istiyorum.Orjinalinin bir başka çeşidi gibi olan kapak göze hoş geliyor.Ben çok sevdim.Hatta orjinalinden bile daha iyi olduğunu söyleyebilirim.Çünkü golden cinsi köpeklere,labrador cinsi köpeklere ayrı bir sevgim vardır.Belki biraz kişisel nedenlerden ötürü beğendim ama beğendim işte :D
 Hele o ayraçlar!!!! Ahh ah.Bir Harikalar!!!
Çevirisi başarılı,o nedenle çevirmeni Seda Çıngay hanıma da tebriklerimi sunuyorum.
İç kapaktaki kırmızılığı da çok sevdiğimi eklemeliyim ve yayınevine başarılarının devamını dilediğimi ayrıca belirtiyorum....

NOT: Yorumumda birkaç spoiler varsa eğer affola...Şimdiden söylemesi ;)







Kitabı bir köpeğin hayatı şeklinde değerlendirmiş,ön yargıyla yaklaşmıştım.Bu denli hayat değiştiren bir kitap çıkacağını nereden bilebilirdim ki?

İlk sayfaları okumaya başladığımda bir köpeğin doğuşuna şahit olunca şaştım kaldım.Ben ikinci ağızdan hikayenin anlatılmasını beklerken gözlerimizi biz de yavru köpeğimizle birlikte açtık.Bir sokak köpeğinin annesi ve 2 kardeşiyle geçirdiği ilk ayların tadını çıkardık.İnanın köpeğin anlattığı bir hikaye ancak bu denli güzel yazılabilinirdi!

Reenkarnasyon kitapta olması beklenmedik olduğu kadar mantıklıydı da.Zaten kitapta ilerlerlemeden önce,bir köpeğin 370 sayfalık hikayesini okuduğumu sandığım sıralarda, 'Bir çocuk kitabıyla mı karşı karşıyayım acaba?' korkusu olmamıştı değil.Ancak reenkarnasyon sayesinde hikaye hep taze kaldı,hiç heyecanını yitirmedi.Bu reenkarnasyon olayına hiç inanmasam da kitabın böyle işlenmesinden dolayı memnunum.

Sayfalar ilerledikçe bu yeniden doğuş olayı beni gerdi biraz ama.Köpekçiğin sürekli gözlerimin önünde ölmesine kalbim dayanamadı bir süre sonra.Hatta ölümünü ilk okuduğumda şok olmuştum.Yok canım olamaz diye.O zamanlar yeniden doğacağını bilmiyordum tabii =D
Yalnızca ölmesi değil,yeniden doğduğu hayatlarının şekilleri,insanların ona davranışları beni hem üzdü hem de kızdırdı.Gerçeklerle yüzleşmek gibiydi gerçi ama duygusalım,dayanamıyorum işte ne yapayım?

Ancak sayfalarla birlikte onun hayatıda değişip,ilerledikçe ben de kendi hayatımda arayışa çıkmış gibi oldum ne yalan söyleyeyim.Tam da arayış içerisinde olduğum bu dönemde inanılmaz iyi geldi,inanılmaz yeniledi beni.Köpeklere aşırı düşkün bir hayvan sever olmasam da,her hayvanı severim.Bu kitaptan sonra her gördüğüm köpeğe bir başka bakacağım o ayrı işte...

Yani sonuç olarak 5 yıldızlık bir kitaptı.Hayvan dostlarımızın çektiklerine şahit olduğumuz gibi,o yavru köpeğin hayatlarından aldığımız derslerde vardı.O yavrucuktan kendi insan hayatınız için çok şey öğrenebilirsiniz. Kendi hayatlarımızla onların hayatını karşılaştırdığımda ne denli masum canlılar olduklarını ve her zamanki gibi insanların dokunduğu her şeyi yok ettiğini de gördüm.Ancak öğrendiğim bir başka önemli ders ise kötülük olduğu kadar hayat değiştiren insanların da gerçekten var olabileceğiydi.
Benim de bir kedim var evimde.Adı Vincent.Ona her daim kendimden çok önem verirdim ama bundan sonra ona uyguladığım her davranışta iki,hatta üç kez düşünüyorum.Aklıma hep o minikköpekçik geliyor.Gerçi bu yalnızca hayvan sahibi olanların değil hepimizin yapması gereken bir şey bence.

Ağlayacağınız,güleceğiniz,sevimli ve çok ama çok masum bir köpekçiğin hikayesini okuyacaksınız.İçiniz burkularak son sayfasını kapasanız da,okuduğunuz için birşeyler kazandığınızın bilgisiyle o içinizdeki ateş azıcık sönüşüyor....

23 Mayıs 2013 Perşembe

Kari Vaara #3 Beyaz Helsinki İncelemesi!


Kari Vaara Serisinin 3. kitabı olan Helsinki White/Beyaz Helsinki,serinin diğer kitaplarında olduğu gibi harikaydı..

Kısa zamanda okuyup bitirdiğim bir kitap olmayı başardı.Malesef serinin #2 kitabı Lucifer's Tears/Şeytanın Gözyaşları kitabı için aynı şeyleri söyleyememiştim.Bu nedenle Beyaz Helsinki'yi okurken biraz tereddütüm vardı açıkçası.Ama serinin ilk kitabı olan Snow Angels/Kar Melekleri kitabını o denli sevmiştim ki #3 kitabına şans vermemi sağladı.Ve pişmanda olmadım!

Öncelikle kapak tasarımının ilk iki kitaptan farklı olması hoşuma gitmedi.Bunu söylemeden edemeyeceğim.Diğerleri beyaz,kabartmaları çok hoş kapaklardı ancak bu kitabın adı BEYAZ HELSİNKİ olmasına rağmen çok mavi geldi gözüme.Arka kapaktaki tanıtım yazısını ve yazarın adını okumasam Kari Vaara serisiyle eşleştirmezdim o derece.Ben seri kitapların kütüphanemde yanyana dururlarken bile yabancıymış gibi görünmelerinden hoşlanmıyorum.Ve bu seride maalesef böyle oldu.Keşke daha beyaz bir zemin kullanılsaymış demeden edemedim kısacası.

Ancak çevirisi çok iyiydi.Kendim de çevirmen olduğumdan bir kitabı çevirmenin ne denli zorlu olduğunu bilirim.Ve bu kitap Fince kelimeler içeren bir kitap.Eminim uğraş gerektirmiştir.Çevirmenin beynine sağlık diyorum.

Konusuna gelirsek,kapak yazısında daha bir polisiye havası estirilmiş ancak şimdiden söyleyeyim malesef bunda da ikinci kitapta olduğu gibi Kar Melekleri havası yok.Oradaki cinayet soruşturması çok daha tatmin ediciydi.Ancak Beyaz Helsinki ikinci kitap gibi daha kişisele inen bir roman olmuş.Fakat Şeytanın Gözyaşları gibi sıkıcı ve tarihi içeriği fazla bir savaş kitabı gibi değildi.O nedenle ok daha hoşuma gitti.Bir Kar Melekleri etmese de kesinlikle okumaktan zevk aldım.Sanırım serinin ilk kitabı bende oldukça iyi bir izlenim bırakmış ki Kari Vaara serisi denilince beklentilerim yüksek oluyor.Beyaz Helsinki bu beklentileri tam anlamıyla karşılamadı ama %90 harikaydı.%10 eksikliğini de sanırım Kari'yi değiştiren yazara olan kızgınlığımdan kaynaklanıyor.

Bir kitap önce Kari'de bulunan tümör Beyaz Helsinki'de ameliyatla alınıyor.Ve BUM! Kari Vaara bambaşka birine dönüşüyor.Hissiz,umursamaz ve Helsinki kadar soğuk birine...O çook sevdiği karısı Kate ve yeni doğan bebekleri Anu'ya karşı hiçbir şey hissetmiyor,birr önceki kitapta bahsedilen örgüt kurulup başına geçtiğinde yok ettiği diğer insanlara da.Resmen bir cesedi asitle ortadan kaldıracak hale geliyor Vaara.Oysa ben onun romantikliğini,düüşünceli oluşunu severdim hep.Kate'den başkasına kadın diye bakmayan adam gidip başka kadınlardan hoşlanır olmuş kitapta ve cidden memnun olmadım.

İşte size onu kendi ağzından açıklayan kelimeler :
Beyaz Helsinki/ syfa:20

Kate ile isteklerimiz birbirini tutmadığında mümkünse onun mutluluğunu kendi mutluluğumun önüne koyardım.İşimin ilişkimize tekrar engel olmayacağına dair kendime söz vermiştim.Aslında romantik biriyimdir. :)

cinayetlerin başlaması biraz zaman alıyor.Başladığında da ırkçılık,neo-naziler falan derken bazı yerlerde hala ten rengini yadırgayan,din tercihini sorgulayan insanların var olduğunu bilmek canımı yaktı gerçekten.Acı bir tablo çünkü.Bazen okurken sinirden dişlerimi bile sıktım.Sonra O örgüt olayı...Vaara'nın başını çektiği bu gizli grup.(ki grup yalnızca 3 kişilik.Vaara-Mila ve tatlım denilen yeni karakterden oluşuyor) O örgütün yaptıkları ve Kari'nin değişimi tüm kitabın asıl konusu desem yeridir.

Kitabın sonunda katilin kim olduğunu anlamıştım ben zaten.Ama beni asıl şok eden ne denli acımasız olduğuydu.Gözünü kırpmadan birçok şey yapması beni acayip etkiledi.Enn sonunda olan negatif olay ise kesinlikle hiç belemediğim bir gelişmeydi.Kari hayatın nasıldı ne hale geldi diye söylendim okurken :) Yeni karakter olan Tatlım'a da BAYILDIM! Kariden sonra favorim !

Sonuç olarak harikaydı.Keyifle okudum.Eğer henüz Kari Vaara ile tanışmadıysanız şiddetle tavsiyemdir. ;)
Not: Seriyi sıralı şekilde okumalısınız yalnız.İlk kitaptan başlayın okumaya muhakkak.Çünkü birbirini takip eden bir seri.Konular bir öncekiyle oldukça bağlantılı.Bilmeden direkt olarak son kitaptan başlanılacak bir seri değildir,haberiniz olsun ;)

İşte Türkiye'de Ephesus Yayınlarından çıkan ilk 2 kitap...




14 Mayıs 2013 Salı

Raintree: İnferno / Cehennem Alıntıları Yanıyor,Yakıyor !!♥



Linda Howard'ın Harlequin yayınlarından çıkan yeni PARANORMAL ÜÇLEMESİ Raintree:İnferno/Cehennem kitabından alıntılar !!! ♥♥♥

Kitabın bazı yerlerini o kadar çok sevdim ki sizinle paylaşmadan duramadım.Bu gülümseme sizin de yüzünüze yayılsın diye elimi korkak alıştırmadan alıntılarda bonkör davrandım.İyi okumalar ;)



Ana kahramanlarmız Dante Raintree ve Lorna Clay'in ilk tanıştıkları kumarhanede Lorna'nın güçleri olduğunu ve hangi kabileden olduğunu merak eden Dante ve Lorna arasındaki diyaloglardan alıntı..

☼ Dante, "Senin bir Raintree olmadığını biliyorum," diye devam etti. "Kendi klanımı tanırım.O halde,Ansara mısın yoksa başıboş bir tür müsün?"
Lorna bir kez daha şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemede. "Başıboş mu?"
"Raintree ya da Ansara olmayan birisi yani."
Lorna,Dante'nin söylediklerini zorlukla takip edebiliyordu.Yorulmuş ve korkmuştu. "Alsana ne demek?"
Dante başını geriye atıp bir kahkaha attı.
"Alsana değil," dedi Dante gülmeye devam ederek "Ansara."
"Hiç duymadım." Kim bilir hangi çeteydi bu!

Dante'nin kumarhanesinin yangını esnasında Lorna'yı etkileyerek yanında tutmuş ve sonrasında bu zorlamayı ilk kez fark eden Lordna ve Dante arasındaki konuşmalardan alıntı...

☼Dante istifini bozmadan, "Anladın demek ki," dedi.
"Kendi ayaklarımla o cehennem gibi yangının ortasına sürüklenmesem daha anlayacağım yoktu aslında."  Lorna mümkün olduğunca iğneli konuşmaya çalışmıştı. "Bunu nasıl ya da neden yaptığını bilmiyorum ama..."
"En azından neden kısmı açık aslında."
"Benim için hiç açık değil doğrusu.Acaba,bir süre oksijensiz kaldığım için anlamıyor olabilir miyim?Bu arada,bilin bakalım kimin yüzünden oksijensiz kalmışım?"
"Elbette nedeni kumarhanemde hile yapmaya kalkmanla ilgili ufak mesele.Yoksa kumarhanem yanıp yerle bir oluyor diye o meseleyi unutacağımı sanmıştın?"
 "Ben öyle bir şey...Dur bir dakika! On dokuz kat inerken beni hipnotize edemeyeceğine göre daha yangın başlamadan yapmıştın o işi,öyle değil mi?"
Dante sırıtınca bembeyaz dişleri is karası yüzünde parlamıştı "Sence ne demeliyim?"
"Ne diyeceğin umurumda değil.Sadece,kara büyü mü yaptın,hipnotize mi ettin ,artık ne yaptıysan onu sona erdirmeni istiyorum.Beni bu şekilde tutamazsın."
"Seni tam olarak bu şekilde tuttuğum anda böyle konuşman komik oluyor doğrusu." ☻



Dante ve Lorna yangın sonrası Dante'nin evine giderler.Oradan birkaç alıntı..

☼Lorna sırtı ona dönük bir şekilde,birkaç adım ilerisinde duruyordu,omuzlarını kasmış,duruşundan anlaşıldığı kadarıyla çenesini kaldırmışı.
Sessizliğin bozulacağına üzülmekle birlikte, "Tamam,artık konuşabilirsin," dedi Dante.
Lorna hışımla ona döndü,tek kelime söyledi, "Tuvalet!"
Dante'nin yüzündeki ifade o kadar komikti ki Lorna başka bir ruh halinde olsa gülebilirdi.

☼Ona doğru attığı her gönülsüz adımda Lorna'nın öfkesi iyice artıyordu.
"Seni pislik!" diye bağırdı Lorna,yanından geçerken Dante'nin bileğine bir tekme savurmuştu."Seni alçak!" Bu kez dirseğiyle vurmuştu ona.
Raintree'nin canını fazla yakmamış olmalıydı ki adamın yüzünde acıdan çok şaşkınlık ifadesi vardı.
"Beni ateşin ortasına sürükledin." Dante'nin belini hızla çimdikleyivermişti.
"Ateşten ödüm patlar benim ama senin umurunda mıydı sanki?" Bu sefer yanlamasına bir tekme inmişti Dante'ye.
"Ama hayır,sen abrakadabranı yaparken ben orada durmak zorundaydım,öyle değil mi?" Bu geçişinde Dante'nin tam karnına bir yumruk geldi.
"Sonra beynime tecavüz ettin,seni pislik,seni goril,seni korkunç büyücü doktor!" Dönüşteki yumruk Dante'nin böbreğimeydi.

☼Bu olayı hatırlayınca yine ürperdi.
"Git artık," diye fısıldadı hatırladıklarına.
Dante, "Hiçbir yere gitmiyorum," diye cevap verdi. "Sen de gitmiyorsun.En azından şimdilik..." İçini çekip ona üzgün bir şekilde baktı. "Çıkar üzerindekileri."
Lorna, "Daha neler! Elbette çıkarmayacağım!" diyerek geri adım attı ama doğal olrak fazla gidemedi.
Dante, "Öyleyse ben çıkartacağım."
Dante,artık sıkılmaya başlamış gibi derin bir nefes aldı. "Sana elimi bile sürmeden üzerindekileri çıkarabilirim.O halde işleri neden zorlaştırıyorsun böyle?"
Lorna onun haklı olduğunu biliyordu.Ona yaptığı şeyin ne olduğunu bilmiyordu ama Raintree'nin ona istediği her şeyi yaptırabiliyordu. "Bu hiç adil değil!" dedi.Ellerini hırsla yumruk yapmıştı. "Bana bunu nasıl yapıyorsun?"
"Unuttun mu,büyücü doktordum ben hani?"
"Aynı zamanda pisliğin tekisin!"
"Biliyorum,biliyorum.Hadi çıkar üstündekileri."




Lorna orada kaldığı ilk günün sabahında geçen diyaloglardan alıntı...

☼İstemeye istemeye yorganı başından indirdiği anda,kapının iç tarafında bekleyen Dante Raintree'yle göz göze geldi.Zorba adam aslında odadan çıkmamış,çıktığını düşünmesini sağlamıştı.
Tek kaşını kaldırarak Lorna2ya baktı.
Lorna'da gözlerini kısarak ona karşılık verdi. "Bu yaptığın insanlık dışı farkında mısın?"
"Neymiş insanlık dışı olan?"
"Tek kaşını kaldırman...İnsanlar böyle şeyler yapamaz,sadece cinler ve şeytanlar yapabilir.."
"Ben yapabiliyorum."
"Ben de bunu söylüyorum işte."
Dante sırıtınca Lorna sinirlendi,onu eğlendirmek niyetinde değildi çünkü.Dante, "Eğer kalkmaya niyetin varsa,bu şeytan kıyafetlerini temizledi ve.."
"Yırtmadıklarını herhalde."
"Ve sana şeytani gömleklerinden birini getirdi."

☼Lorna mutfaktan ayrılmak isteyip ayrılamayınca Dante'nin gerçekten mutfaktan ayrılmasını istemediğini anladı.Ayakları mutfak kapısının önünde durup kalmıştı.
"Lanet olsun sana Raintree!" diye bağırdı.
"Dante," diye düzeltti diğeri.
"Lanet olsun sana Dante!"
Dante, "Böylesi daha iyi," diyerek ona göz kırptı.☻




Dante Lorna'yı evde kalması için etkilemiştir ve kendisi dışarı gitmek istiyordur.Onunla Lorna arasında arabaya binmeden önceki diyalogdan alıntı..

☼Lorna kaşlarını çatarak, "Ya ölürsen ne olacak?" diye sordu. "Ya birden lastiğin patlar,dağdan aşağı yuvarlanırsan?Ya birdenbire felç geçirirsen?Ya tavuk taşıyan bir tırın frenleri tutmaz ve senin şu arabanı dümdüz ederse?Ben burada mahsur mu kalacağım?Lanet büyün,sen bilincini kaybedersen ya da ölürsen de beni etkilemeye devam eder mi?"
Dante yarı yolda durup, "Benim için daha iyi şeyler düşünemez misin,ne biçim ölüm  bunlar?Tavuk taşıyan tır da nereden çıktı?"



Evde kalan Lorna intikam planları yapar ve çeşitli şeker kaplarına,kahve kaplarına vs tuz,toprak koyar.Alıntı

☼Başucu lambasının yanmasıyla irkildi.Rahatladıktan sonra yorganı hafifçe indirdi.Aynı anda neredeyse çırılçıplak ama sıcacık Dante Raintree yatağa,yanına giriverdi.
Lorna, "Sen ne yaptığını sanıyorsun," dedi uykulu bir sesle.
Dante onun yanına iyice yerleştikten sonra uzanıp lambayı söndürdü. "Birileri yatağıma ku serpmiş,o yüzden burada uyuyacağım."
"SAÇMALAMA.Evden çıkabildim mi ki kum bulayım?Tuz o."
"Düzeltme kabul edilmiştir," dedi Dante. "Biraz öteye kay,bana yer aç."

Vee son iki alıntı !


Dante Lorna'ya bir Raintree olmanın yararlarından bahsediyordu.İşte alıntı...

☼"Bu hiç adi değil," diye yakındı Lorna. "en de gribe ve AIDS'e karşı bağışıklığım olmasını isterdim."
"Kızamık," diye mırıldandı Dante. "Suçiçeği,zona,uçuk..." Gözleri keyifle parlıyorduç "Eğer bir Raintree olmak ve asla bir daha burnunu çekmek itemezsen bir yolu var aslında."
"Neymiş o?Ay karanlığında toprağa bir tavuk gömüp,çevresinde yedi kere ters koşmam mı gerekiyor?"
Lorna'nın söyledikleri gözünün önünde canlanınca Dante bir an bir şey söyleyemedi. "Çok tuhaf bir hayal gücün var."



Dante ve Lorna'nın bir sabaha eğlenceli uyanışları..Alıntı.

☼Dante elini yorganın altına kaydırıp Lorna'nın çıplak bacağına dokundu. "Lorna,uyan."
"Neden? Bugün pazar,dinlenme günü değil mi.Ben de dinleniyorum.git başımdan."
Dante yorganı aşağıya çekti. "Hadi uyan kahvaltı hazır."
"Hazır falan değil,yalan söylüyorsun.Balkondaydın."
"Hani uyuyordun,nereden biliyorsun balkonda olduğumu?"
"Uyuyorum demedim ki,dinleniyorum dedim."
"Kahvaltı yapmak da çalışmak sayılmazHadi gel.Taze portakal suyuyla kajhve hazır,çörekleri ısıttım bile ve hepsinden önemlisi güneşin doğuşu harika."
"Senin için harika! Saat daha beş buçuk,üstelik günlerden pazar.Bu kadar erken kahvaltı yamak istemiyorum.Haftada bir gün beni sabahın köründe yataktan sürüklemesen?"
"Önümüzdeki pazar uyursun,söz veriyorum." Dante yorganı üzerinden almaya uğraşmak yerine elini yorganın altına kaydırıp Lorna'nn kalçasını çimdikledi.
Lorna çığluk atıp yataktan fırladı,kalçasını ovuşturuyordu. "Ödeşeceğiz,görürsün," derken saçlarını fgözlerinin önünden çekti,doğruca banyoya gitti.
Dante'nin bundan hiç kuşkusu yoktu,kendi kendine sırıtıp tekrar balkona çıktı...


İşte alıntılarımız ! Eminim şimdi kitaba dair gözünüzde çok daha net bir görüntü oluşmuştur.Beğendiğinizi umuyorum :)


Linda Howard Blog turumuzun diğer linkleri;

sLn Ağzından Raintree ♥

Alıntılar ♥

Linda Howard Yakıyor !!!! ♥

RAİNTREE SERİSİ YAKIYOR !


Linda Howard'ın Harlequin yayınlarından çıkmış ve serinin devam kitaplarının da çıkacağı Raintree serisi bir harika ! ♥

İlk kitap Ranintree:İnferno yani bizdeki adıyla Raintree:Cehennem çok keyifli bir kitap.İlk olarak Linda Howard her zaman favori yazarlarımdan biri olmuştur.Paranormal olarak okudğum ilk kitabı ama cidden iyi bir iş çıkardığını düşünüyorum.Özellikle bu tarz kitapları çok okuduğum düşünülürse paranormal kitaplardan beğendiğim çok az oluyor bu aralar.Beğensem dahi yorumum oldukça eleştiri yüklü olabiliyor.
Nedendir bilinmez ama bu kitabı cidden sevdim.Sanırım ihtiyaç duyduğum bir anda elime geçti.Böylelikle ağzımda bıraktığı tat daha bir başka hale dönüştü.Kitabın benim için özel olmasının bir  diğer nedeni yazarın okuduğum ilk paranormal türündeki kitabı olmasının haricinde okuduğum ilk HQ romanıydıda.Hep övgülü sözler duymuş olmama ve kitapçılarda herkesin bir yerine 5'er 10'ar tane HarleQuin almasına ağzım açık baka kalmakla merak arası gidip geldiğim dönemlere rağmen ilk kez HQ okudum.Ve inanın şimdi neden 5'er 10'ar aldıklarını anlar oldum.HQ cidden bir çıtır çerez ! İnsan okudukça okuyası geliyor.Tadı damağımda kaldı inanın.Anında bağımlılık yaptı ve gittim diğer HQ kitaplarından almaya başladım.Sayfa sayılarının azlığından mıdır bilinmez ama etkili bir okuyucu kitlesi olmasına şaşmamalı.Tadı nefis ♥
Linda'da işin içine girince özellikle de benim en sevdiğim tür olan Paranormal işte yeme de yanında yat dedikleri bu olsa gerek !



Kitabın hemen başlıyor olması (ki bunu sayfa sayısının azlığına da bağlamak gerek) beni çeken bir etkendir seri kitaplarda.Bunda da ilk etken olduğunu söylememe gerek yok.Sonra karakterlerin birbirleriyle ilgilenmeye başlayış şekli,hemen reaksiyon göstermeleri ve bunun uzamaması süperdi.Dante'ye bayıldım! Çok sexy biri.Ne yapması gerektiğini bilen ve yaptığında pişmanlık duymayıp,pişmanlık duyulabilecek şeyleri de yeri gelince yapmaya çekinmeyen bir erkek karakterdi.Ben dominant erkek karakterleri özlemişim herhalde bana bir iyi geldi :D Normalde pek baskıdan hoşlanmam ama Dante nedense bende ityicilik uyndırmadı.Bilakis yaptıklarını komik buldum.Sanırım kadın karakter Lorna'nın biraz ürkek olmasından kaynaklandı.Çünkü ben ürkek kadın karakterlerinden nefret ederim.O nedenle ona yapılan bazı zorbalıkları görmezden geldim herhalde.Ama sonlara doğru Lorna'nın da dişlenmesi süperdi.Özellikle yatağa tuz dökme,kahve şişesine toprak doldurma falan çok eğlenceli ve komikti.
Direkt 'hadi kızım sen busun işte!' ye bağladım :D Gaza geldim.Dante'nin zihin kontrolünün falan okuduğum bazı yorumlarda eleştiri bombardımanına maruz kaldığını gördüm ve anlam veremedim.'Hadi ama yapmayın!Çok daha fazlasını yapan kitaplar okumadınız ve oradaki adamlar için içinizin yağları erimedi sanki!!' diye bağırasım geldi.Yalnızca kızı evine ilk getirdiğinde onu zorla soyması beni kızdırdı ama onu da bir yere kadar anlayabiliyorum.Lorna'nın Ansara olduğunu sandı ve kim düşmanına kibar olur yani?! O yüzden sonradan üzülmesi ve telafi edişi Lorna'nın gönlünü alması hoştu yine de.Neyse yani,böylelikle ne okuduğumu anlamadan biten bir aşk hikayesiydi.Hızlı,etkili ve tutkulu bir kitaptı.Seri olması beni sevindirdi.Özellikle kitap sonunda diğer iki kitaptan ön okumalık parçalar eklemesi çok hoşuma gitti.Merakımı dindirmek yerine arttırmış olsalar da yazarın kendisine ulaşıp teşekkür etmeden olmaz diye düşünüyorum.
Okumalı mısınız? , Önerir miyim? Diye sorarsanız da cevabım KESİNLİKLE olacaktır. :)



İşte Arka Kapak Tanıtım Yazısı ! ♥
RAINTREE: CEHENNEM  -  LINDA HOWARD
Raintree Klanı tarafından bozguna uğratılmalarından iki yüz yıl sonra Ansara büyücüleri, bu en amansız düşmanlarının karşısına bir kez daha çıkmaya hazırlanıyorlardı. Dante Raintree bir kral olarak klanını korumak zorundaydı ama karşısına çıkan Lorna Clay sadece yüreğini değil, neredeyse klanına duyduğu sadakati bile sarsacaktı. Lorna'ya güvenemediği gibi ondan uzak da duramıyordu.
Reintreeler, doğaüstü güçlere sahip olmalarının yanında, modern hayatın içinde yaşıyorlardı. Bu savaş, klanın sadakat ve ilişkilerini test edecekti.
Düşmandan gelen ilk darbede her zaman hükmettiği ateş bu kez onu yeniyordu. Dante, klanıyla birlikte, galip çıkamayabilecekleri bir kavgayla yüzleşmek zorundaydı.








1 Mayıs 2013 Çarşamba

Le Chic Butik İncelemesi ♥


Le Chic Butik

Altın Bilek Yayınları


Kapağı harika! İlk dikkatimi çeken bu olmuştu.Ve aklıma gelen ilk şey ise "bunun ayracı olsa ne güzel olurdu"ydu :D
Çevirisi harika.Yazım yanlışlarına bile rastladığımı hatırlamıyorum ki bu nedenle Altın Bilek Yayınları'nı tebrik ederim...


Kitaba başlarken süper yüksek beklentilerim vardı.Ama nasıl olmasındı?! Kapak,tanıtım yazısı vs vs.. BEN KESİNLİKLE HARİKAYIM! diye bağırıyordu bana doğru.


Beklentiler ne denli büyük olursa hayal kırıklığı o denli büyük olur diyerek başlıyorum...


Öncelikle,Chick-lit benim çok deneyimli olduğum bir tür değil.O nedenle baş yazılara bakarak hemen karar vermeyin derim.Ben daha fantastik bir insanım,bunu bilerek değerlendirmemi göz önünde bulunurun lütfen.
Kitabın girişi çok uzun olmuş diyen arkadaşlarıma katılmıyorum.Aslında Butik olayına çabucak vardık okurken.O denli uzun beklediğimizi düşünmüyorum ki kitap zaten 197 sayfa.Yani konu başlıkla kısa zamanda etkileşime geçti.Zor açıldı gibi bir sıkıntın olmadı mı derseniz eğer evet oldu.Enteresan bir şekilde su gibi gidecek bir kitabı nasıl bu denli zorlaştırabilmiş yazar çözemedim.
Konu süper potansiyele sahip,karakterler cıvıl cıvıl ! Bu kitaptaki diyalogların kahkaha tufanı yaratması,konunun ilginçliğinin öne çıkarıldığı bir olayın etrafında dönerek mutlu sonla bitmesini beklemiştim.Ancak yazar nasıl yaptıysa 197 sayfalık kitabın içine gereksiz konuşmaları sıkıştırabilmiş.Şaştım kaldım.Her sayfada konudan biraz daha uzaklaşmış,uzaklaşmış sonra BUM! birden kaldığı yere dönmüş.Yani
kısaca yazarın dilini pek sevemedim.

Le Chic Butik'in ne olduğu,nasıl işlediği ise değişikti.Butik'in kendisi gibi.Çok zekice görünüyordu ancak işleyiş şeklini pek olası ya da gerçekçi bulamadığımı söylemem gerek.Erkeklerin (kanlı canlı,normal erkeklerin) bir camın ardında öylece önünden geçip onları ölçüp biçen kadınlara bakması fikri,hem de ayaklarında fiyat etiketiyle! Açıkçası bana pek mantıklı gelmedi.Ha olamaz mı ? Olabilir elbette.Ama bilmiyorum.Sanırım benim hayal dünyam bu konuda o denli genişleyemedi.Bir kere vitrindeki erkeği alamayıp,modelin aynısının depodaki versiyonunu verme fikri ne demektir?! Hepsinin ikizleri mi var? Aynı modelin farklı versiyonlarının olması,indirimli erkekler bölümü falan bana çok marketi andırdı.Kişilerin bu şekilde sıralanışı beni itti.Başlarda bu duyguyu görmezden geldim ve ana nedene odaklanmaya çalıştım.Nasıl olsa ana neden mükemmel eşi bulmaktı değil mi? İnsanları yalnızca mesleklerine göre kategorilere ayırmışlar dedim kendi kendime.Ancak o farklı versiyonlar,iade alımları,fişler,teslimatın posta yoluya erkeklerin kutunun içine konulup yollanması beni rahatsız etti.Hayal edemedim.Etmek istemedim.Ben erkek olsam asla böyle bir duruma düşmek istemezdim açıkçası.Senin için para ödeyen ve senin ona bir kutuda posta yoluyla gittiğin bir kadınla aşk yaşama fikri imkansıza yakın geldi bana.Mantığım almadı.Gerçi bir çok Chick-Lit böyle.Ki bu türü okumamayı seçme nedenim de bundandır. :D

Ancak eğer ben bu söylediklerinle sorun yaşamam diyorsanız ve bu tür kitapların hayranıysanız bu kitabı seveceğinize eminim.Benim takıldığım noktalara takılmadan,yahut onları bir kez aştığınızda eminim ki işin eğlenceli kısımlarını takdir edeceksiniz.Karakterlerin birbirlerinden farklı olupta bu denli bağlı olmaları beni çok etkilemişti örneğin.Hayatlarının farklılıkları da okuyucu yelpazesini genişleten bir faktör.Herkes kendinden bir parça bulabilecek.İlişkilerindeki sorunların aynısını çoğumuz yaşadık ve bu nedenle onları anlayabileceksiniz diye düşünüyorum.Hatta bu tip bir durum gerçekleştiğinde,yani gerçek hayatta bir Le Chic Butik açıldığında başınıza gelebilecek şeylerle ilgili tecrübe bile edinebileceksiniz.Olmaz olmaz dememek lazım,olmaz olmaz ;)



Ve Kitabı özetleyen bir alıntı ;


"Buluşumuz olan butik LeChic'i sizinle paylaşmak istiyoruz.Bizim bebeğimiz ve sizin gelecekteki mutluluğunuzun anahtarı.Size,bu aileyi kucaklayarak hoşgeldiniz diyoruz ve sizin de güvenerek,açık bir şekilde bize geldiğinizi umuyoruz.Muhtemelen hepinizin bir sürü soruları varıdır fakat burada normalde alışık olduğunuzun dışında bir numune satışının yapıldığını biliyorsunuzdur.Ürünümüzün adı ADAM.LeChic,sizin de kendinize uygun bir şey bulacağınız,benzeri olmayan bir dükkan.Bugün yalnızlığa,mutsuz ilişkilere,kadın ve erkek arasındaki kavgalara son.LeChic ayrılmaları mümkün olmayacak şekilde uyumlu olan kadın ve erkekleri bir araya getirmek istiyor.Ve böylece Le Chic Butik'e hoşgeldiniz diyorum."

 
               


Bu kitabı Kazanmak için Yarışmamıza giden Link;

Le Chic Butik Yarışması !! ♥

Karakter Tanıtımları İçin;

Le Chic Butik Karakter Tanıtımı ♥

24 Nisan 2013 Çarşamba

Goodreads Listesi ♥

 


♥♥♥ OGBT 5. Gününde !!! ♥♥♥


BookS N BookS 'ta
Tatlı Bela Hangi Goodreads Listelerinde?
bölümümüze başlıyoruz...



Bu yazı için araştırma yaparken fark ettim ki bu kitap ve yazarı bir çok listede #1 !! =D
Hak ediyor da ama...

Goodreads sitesini birçok kişi biliyordur eminim.Ancak bilmeyenler için

Goodreads bir online kütüphanedir kitap severler! Yalnız dili ingilizce.Eğer türkçe online kütüphane arıyorsanız da buradan Vikitap sitesini denemenizi tavsiye edelim.


Şimdi bu Goodreads dünya çapında çok bilinen,herkesin kitap alış-verişi yapmadan önce danıştığı bir site.O nedenle Tatlı Bela'nın hangi listelerde 1 numara olduğunu bu siteden seçelim ki,oylama hem dünya çapında hem de fazla üyesi olan bir yer olsun istedik.

 


Öyleyse listelere bir göz atalım ;)
(Bazı yerlerde kısaltma kullanacağum. GY:Genç Yetişkin,YY:Yeni Yetişkin )

Tatlı Bela İncelemesi ♥

Yabancı Yayınları'ndan
Beautiful Disaster / Tatlı Bela

Kitap İncelemem ♥


Her an benim ne kadar boktan biri olduğumun anlayacak ve
beni terk edecekmişsin gibi hissediyorum.

Benim kitap incelemelerim 0 noktasına inmeden başlamaz bilen biliyordur zaten ☺
O yüzden lafı uzatmamdan sıkılabilirsiniz.Ama sabırlı olun okuyun.Eğleneceksiniz de,yani umarım ☺
(Her zaman biraz spoiler olabilir.Hazırlıklı okuyun)
Tatlı Bela kitabı benim elime geçmeden önce yurtdışı eleştirilerini okumuştum.O nedenle de o kadar heyecanlıydım elime geçmesi için kalan o kısacık süre bana aylar,yıllar gibi gelmişti ☺

Elime ilk aldığımda kitabın kalınlığından dolayı mutlu olduğumu hatırlıyorum.Ama inanın okurken ne denli kalın olduğu (ki yalnızca 427 sayfa) aklınıza dahi gelmiyor! Ben her daim kitabı elime aldığımda şöyle bir dokunur,okşar,hissederim.Huy işte,n'aparsın ?! ☺Çoğu zaman kitaba karşı negatif ve pozitif his/düşüncelerim bu anda oluşmaya başlar.Ve muhakkak bir şeye takarım...Takıldıklarıma başlıyorum ☺



Kitabın kapağına takıldım öncelikle.Neden kavanoz içinde kelebek??
Bir araştırma sonucu buldum ki, goodreads sitesinde bir konu açmışlar bununla ilgili.Orada yazılmış bir yorum mantıken benim aklıma gelen şeye yatkın geldi.Eğer sizin de kafanıza takılmışsa diye ki Blog Turumuzda kapaklarla ilgili bir çok şey paylaşıldı ama dip not düşmekte zarar görmüyorum paylaşayım istiyorum.İşte yorum, sizler için çevirdim:


Kami (WickedKarma) Kami (WickedKarma)
Tatlı(beautiful)-kelebek- bela(disaster)-kavanoz- anlamının böylesine güzel bir yaratığı tutsak etmenin çok üzücü olduğunu yansıttığını düşünüyorum.Belki iki karakterin ilişkilerini simgeliyordur.Tatlı-güzel- bir potansiyeli olan karmakarışık bir ilişkiyi.

 Benim tahminimin aynısı.Ve haklı olduğumuzu düşünüyorum.Ancak bu denli derin bir anlama gerek varmıymış emin değilim.İlla ki dövmeli biri olması gerek değildi belki kapakta  ama en azından kitabın konusunu,temasını yansıtacak bir şey olabilirdide.Kelebekli olmasının en büyük yararı ayraçlara olmuş ama onu söylemeden geçemeyeceğim.Ayraçlar bir harika ♥ ☺

 Kitabın kapağını ilk açtığınızda karşınızda masmavi bir kelebek çıkıyor.Hatta bir değil iki ☺O detay çoook hoşuma gitti.Kitapların içindeki böylesine minik sürprizlere bayılıyorum.

Kitabın çevirisinde bir sorun yoktu gibi ama sanki düzenlemelerinde biraz sıkıntı olmuş.Bazı kelimelerin harfleri eksikti ya da yanlış yazılmıştı.Ama bunlar çok küçük detaylar.İnsanlık hali deyip,görmezden gelinebilir.

Kitabı kısaca özetlersem;
hayatından en yakın arkadaşı America ile kaçıp,üniversiteye gelmiş,geçmişinden kaçarak onu yok saymaya çalışan bir kızdı Abby.Daha ilk günden arkadaşı America kendine sevgili edinir ve aşık olur.Abby'i de sevgilisinin kuzeninin dövüşe çıkacağı üniversitenin gizli dövüşlerine götürür.
Orada şans eseri karşılaşan çiftimiz aşık olur.Abby Travis'in tammamen arkasında bıraktığı hayatının insana bürünmüş hali olduğunu düşünür ve ondan kaçar.Ancak Travis bulduğu değerli şeyleri kolay bırakan biri değildir.Ve çapkın halinden aşk adına arkadaşlığı bile kabul edecek hale gelir.Sonra kızımızla bir iddaya girerler ve Abby kaybeder.1 ay onunla yaşamak zorunda kalır.Başka sevgili olmuş olsa da gönlü Travis için atıyordur.Ve sonunda tüm okulun da dedikodusunu yaptığı gibi sevgili olurlar.Ancak sonra Abby'nin nefret ettiği babası gelir ve herşey bozulur.Vegas,günah şehri aralarına girer,mafya,kumar ve sonunda Travis'in kaçınılmazı olan dövüş.Mafya babasının teklifiyle beraber işler raydan çıkar ve oğlumuz harap olur.
Ancak aşk ve aşk adamı Travis bu kadar kolay pes etmeyecektir..

Yorumuma gelecek olursak,öncelikle kitabın ilk sayfadan aksiyona geçiş yapması beni bağlayan ana özelliklerinden biri oldu.Okuduklarım hep klişe bu aralar.Sanki tüm yazarlar bir araya gelip aynı kalıptan çıkarmışlar gibi.Giriş gelişme sonuç şeklinde,kompozisyon gibi kitap okur olduk! Prensimizle tanışmaları için 20 sayfa,ardından tanışırlar ve birbirlerine vurulurlar bir 15 sayfa daha vs vs.... Bu kitapta o tabu yıkıldı.Her klişeden biraz vardı aslında ama enteresan bir şekilde yokmuş hissi uyandırdı.Bu çiftimizde de kızımız ilk başta çocuktan kaçındı hatta uzunca bir süre,ancak erkek kahramanımız o denli kendini aştı ki klişeleri yıkmayı başardı!

 

Sample text

Sample Text

.. BookS N BookS ..

Sample Text

BookS N BookS Bloguma HOŞGELDİNİZ !

Kitaplarla ilgili istediklerinizi bulacağınızı umuyorum :)